İlişkilerde Tartışma Becerisi

Hiç şüphesiz ki birçok ilişkinin bitmesine sebep olan bir problemdir tartışma becerisinin olmayışı. Becerinin yokluğunda hem romantik hem sosyal ilişkilerde devamlılık neredeyse olanaksız. Bu yazımda romantik ilişkiye verdiği tahribattan ve becerinin kazanılmasından bahsedeceğim.

İlişkinin birçok gereksinimi var. Sevgi, ilgi, şefkat, sadakat, cinsellik, İLETİŞİM. Saymakla bitiremeyiz fakat bunların karşılanması ve devamlılığı için de iletişime ihtiyacımız var. Peki her iletişim sağlıklı mıdır? HAYIR. Benim ilişki terapilerinde en sık gördüğüm, ilişki kurmaya çalışan partnerlerin haklılık savaşıyla biten kavgaları ve tabi karşılanamayan istekleri.

İlgi istiyoruz ama bunu isterken ya yargılıyoruz ya kıyaslıyoruz ya da ilgiyi betimlemiyoruz. Cinsellikten memnun değiliz ya her seferinde bahane bulup cinsellikten kaçıyoruz ya kavga kıyamet istemiyorum deyip kestirip atıyoruz ve çözüm adına hiç yardımda bulunmuyoruz. Tabi bunun gibi nice örnek yüzünden çözülmeyen problemlerimiz evliliğimizi neredeyse boşanma yoluna götürüyor. Peki iletişimimizi nasıl sağlıklı bir hale getirebiliriz? Tartışmalarımızda nasıl davranabiliriz?

Açık iletişim daimi hedefimiz bi kere. Partnerimiz ilgi göstermedi diye surat asmak, onu mutsuzluğumuzla cezalandırmak ne zamandan beri istediğinize kalıcı çözüm oldu? İstediğimiz şeyleri kalıcı olarak elde etmenin yolu maalesef oradan geçmiyor ve tabii haklı olmaktan da. Peki ilişkinin iyiliği ve tabii kendi iyiliğiniz için tartışmalarınızı nasıl sürdürmelisiniz?

Öncelikle tartışmanızın amacı haklı olmak değil çözüm bulmak olmalı, onu hırpalamak değil ona kendinizi duygularınızı ve isteklerinizi anlatmak olmalı. Dayatmadan uzak, bencil olmayan yargılamayan, yüksek ses olmayan bir üslup olmalı. Önce anlatmalı .. ”Uzun zamandır kendimi değersiz ve sevgisiz hissediyorum belki sende yoğun ve zor bir dönemden geçiyor olabilirsin ama eve gelip saatlerce telefonda oyun oynaman bana kendimin sohbet etmeye değer olmayan biri olduğumu düşündürüyor. Halbuki eve geldiğinde halimi hatrımı sorsan, günümün nasıl geçtiğini merak etsen, sonra birlikte bir film izlesek, bazı zamanlar bana hiç beklemediğim anda beni özlediğini söylesen, beraber romantik yemekler organize etsek ben kendimi daha değerli hissederim.” Burada duygumuzdan bahsettik, onu yargılamadık, incitmedik ve bir çözüm önerisinde bulunduk.

Her tartışmanızda önce dinleyin, konuşması bittikten sonra onu anladığınızdan emin olun sonra kendinizi anlatın ve en son ortak bir çözüm yolu bulup tartışmayı sonuca kavuşturun. Unutmayın çözüme kavuşmayan sorunlar tekrar tekrar gündeme gelecektir.

Hayır Diyememek

Birçoğumuz çoğu zaman yapmak istemediğimiz şeylere evet demek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Bunun nedeni; karşımızdakini kırmaktan korkmak, sert tepkiler almaktan çekinmek, dışlanacağını ve sevilmeyeceğini düşünmek, kaybetmekten korkmak olabilir. Hayır diyemediğimiz şeyler bizi mutlu etmediği gibi özgüvenimizi ve özsaygımızı zedeliyor.

Peki nasıl HAYIR diyebiliriz?
Eğer sizden istenilen şeyi yapmak için vaktiniz yoksa, bu aralar üzerinde çalıştığınız başka konular olduğunu ve bundan dolayı sizden istenilen şeyi yapamayacağınızı söyleyin. Gerekirse çalıştığınız konu ile ilgili detay verin.

Bir şeye hayır demek illede birini kırmak manasına gelmez. Kibarca, bunu yapmak isterdim ama maalesef bunun için yeterli zamanım yok diyebilirsiniz.

Evet ya da Hayır demeden önce bunu düşünmek için karşınızdakinden biraz zaman isteyebilir, daha sonra kararınızı ona bildirebilirsiniz.

Bu konuda sana yardım edecek doğru kişinin ben olduğumu sanmıyorum. X kişisi bu konuda benden daha bilgili eminim sana benden daha çok fayda sağlayacaktır diyebilirsiniz.


Cesur olun. Hayır demek her zaman korkunç tepkiler almak demek değildir. Doğru kelimelerle kendimizi ifade ettiğimizde, aldığımız tepkinin beklediğimiz tepkinin yarısı kadar bile olmadığını gördüğümüzde hayır diyebilme becerimiz artacaktır.

Sertleşme Bozukluğunun Nedenleri ve Tedavisi

Sertleşme Bozukluğu

Sertleşme bozukluğuna sahip kişiler bir cinsel aktiviteyi başlatacak ve sürdürecek yeterli ereksiyona sahip değillerdir. Her erkek hayatının bir döneminde ereksiyon sorunu yaşayabilir, bu gayet olağan bir durumdur. Fakat bu durum cinsel birleşmeyi sık sık engelliyorsa tedavi kaçınılmazdır.

Sertleşme bozukluğunun birçok nedeni vardır.

Nedenleri

1) Stres, maddi sorunlar, eşler arasındaki anlaşmazlıklar, kişinin baskı altında hissetmesi, performans kaygısı, eşin hamile kalmasından korkuyor olmak,ruhsal sorunlar, cinsellikle ilgili yanlış inançlar.
2) Erken boşalma, cinsel isteksizlik ve orgazm sorunları
3) Aşırı sigara, alkol ve madde kullanımı
4) İlaçların yan etkisi
5) Tansiyon, şeker, böbrek, akciğer gibi kronik hastalıklar

Tedavisi

Öncelikle sertleşme bozukluğunun sebebinin araştırılması gerekir. İlk aşamada bir üroloğa gidebilir ve psikolojik kökenli mi yoksa başka bir nedene mi bağlı öğrenebilirsiniz. Daha sonrasında eğer hormon bozukluğuna bağlı bir sertleşme bozukluğu var ise ilaç desteği ile tedavi alabilir fakat psikolojik kökenli ise uzman bir psikolog ya da psikiyatristten cinsel terapi ile tedavi olabilirsiniz.

Vajinismusun Nedenleri ve Tedavisi

Alt periner kasların kişinin iradesinden bağımsız olarak cinsel birleşme öncesinde istemsiz bir şekilde kasılarak penis-vajina birlikteliğinin yani koitusun tamamen imkansız hale gelmesi durumuna ‘‘Vajinismus’‘ diyoruz.

Bu kişilerin 3 tip korkusu vardır

1. Oraya hiçbir şekilde hiçbir şey giremez.
2. Oraya başkasına ait olan bir şey giremez.
3. Oraya penis giremez korkusu.

Her 10 kadından 1 i ağrılı cinsel işlev bozukluğu yaşıyor.

NEDENLERİ

Ana neden cinsel bilgi eksikliği.
Abartılmış ilk gece deneyimleri. (Kadının kan kaybından öleceğinden korkması)
Kızlık zarı ile ilgili abartılı inanışlar. (Kızlık zarının korunması gerektiği)
Cinselliğin konuşulmadığı ayıp, yasak günah diye nitelendirildiği ortamlarda yetişmek.
Ödipal çatışma. (Yani kişinin partnerinin kişiye abisiymiş, babasıymış gibi gelmesi.)
Hamile kalma korkusu.
Cinsel travmalar. (Taciz, tecavüz)
Cinselliğin pis ve kötü olduğuna dair inanışlar.
Eşler arası ilişkisel problemler. (Statü farkı)
Eşe duyulan öfke, nefret ya da kişinin zorla evlendirilmiş olması.
Takıntılı ve obsesif bir kişilik.

TEDAVİSİ

Kişinin sorununun organik mi psikolojik mi olduğunu anlamak için öncelikle bir jinekolog muayenesi olması gerekir. (sorun genellikle psikolojiktir). Daha sonra alanında uzman bir cinsel terapistten eşi ile birlikte giderek cinsel terapi alması gerekir. Bu terapiler çoğunlukla yapılandırılmıştır ve %99 kişi tedavi sonunda sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşur.

Seksüel Performans Anksiyetesi

Cinsellik hepimizin hayatında oldukça önemli bir yere sahip. Hepimiz bunu yaşarken keyif almaktan yanayız. Fakat seksüel performans anksiyeteniz varsa durum maalesef böyle olmuyor. Bu anksiyeteye sahip kişiler keyif almaktan çok nasıl göründüğü ile ilgileniyor. Sürekli bunu düşündükleri için artık seksten kaçar hale bile gelebiliyor. Cinsellik sadece fiziksel bir reaksiyondan ibaret değildir uyarım emosyonlarınıza da bağlıdır. Eğer zihniniz cinselliğe odaklanamayacak kadar stresliyse bedeninizde maalesef heyecanlanmayacaktır.

Seksüel performansınızı etkileyecek bir çok farklı kaygı türü vardır.
Partnerini tatmin edememe korkusu.
Kilolu olma hakkındaki endişeler.
İlişkideki problemler.
Penis boyu ile ilgili endişeler.
Erken boşalma kaygısı.
Kadınlarda orgazm olamama endişesi.


Zihnimizin tahrik olmamız üzerindeki etkisi oldukça büyük. Cinsel açıdan oldukça çekici bulduğunuz biriyle bile olsanız partnerinizi memnun edemeyeceğinize dair bir endişeniz varsa bu durum imkansız hale gelebilir. Erkeklerde stres hormonlarının etkilerinden biri de kan damarlarının büzülmesidir. Penise giden az kan ereksiyonu zorlaştırır. Kadınlarda ise vajinal kuruluğa sebep olur, bu da ilişkiye girmeyi zorlaştırır. Anksiyete hem kadının hem erkeğin cinsel arzusunu söndürebilecek kadar etkilidir. Performansınız hakkında endişeleniyorsanız, sevişmeye konsantre olamazsınız bu yüzden uyarım gerçekleşse bile ne yazıkki orgazm olamazsınız. Eğer sizin de seksüel performans anksiyeteniz varsa alanında uzman bir cinsel terapistden destek alınız.

Cinselliğin Gereksinimleri

Nefes almak, beslenmek, uyumak kadar gerekli olan cinselliğin birçok gereksinimi vardır. Bu gereksinimler çoğu kişi tarafından ne yazık ki bilinmez ve karşılanmadığı için de cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkar.

Cinsel bilgi, bu gereksinimlerin başında yer alır. Pis, ayıp, yasak, ağrılı gibi birçok cinsel mit sayabilirim size. Bu cinsel mitler birleşmeyi ya olanaksız hale getiriyor ya da sağlıksız bir cinsel ilişkiye sebep oluyor. O yüzden ilk cinsel bilgiyi kimden aldığımız önemli.

Cinsellik kendi içinde bir organizasyon ister. Bu yüzden nerede, ne zaman, kiminle seviştiğin önemlidir. Kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir yerde ve zamanda sex yapamazsınız çünkü sex kendisinden başka bir şeye odaklanılmasından hoşlanmaz ve keyif almamanıza sebep olur. Partner seçimi önemli çünkü uyarılma önemli. Yeterli uyaran vermeyen bir partneriniz varsa cinsellikten keyif almanız pek de mümkün değil. O yüzden cinselliğin sağlığı için açık iletişim önemli. Nerelerden keyif aldığınız, hangi pozisyonu sevdiğiniz, neleri sevmediğiniz partnerinize açık bir dil ile anlatılmalı. Partnerinizle cinsellik dışındaki ilişkinizinde sağlıklı olması gerekir çünkü partnerine karşı öfke, kin besleyen birinin cinsellikten keyif almasını bekleyemeyiz. O yüzden önce romantik ilişkinizdeki sorunları çözün ki cinsel ilişkiniz sizin için daha sağlıklı bir hal alsın.

Cinsel istek bize bir ömür eşlik eder tabii bazı durumlarda bastırılır ve istek bozukluğuna yol açar ama bunun dışında çok uzun süre hayatımızda yer alır. Bu yüzden de cinselliği monotonluktan kurtarmak gerekir. Bir ömür deneyimleyeceğiniz bir şeyi sürekli aynı kısır döngünün içinde yaşamanız demek sağlıksız bir cinsel ilişki demek. Fanteziler, seks oyunları cinsel ilişkinin olmazsa olmazları. Cinselliği heyecanlı hale getirmek için üretken olmalısınız.

Partnerimize karşı sexapelitemizi korumamız şart. O yüzden öz bakımınız, giyiminiz, üslubunuz özenli olmalı.

Hedefiniz birleşmek ya da boşalmak değil keyif almak olmalı. Çünkü bu hedefler sizde kaygı yaratabilir, ya da ana odaklanamadığınız için keyif alamamanıza sebep olabilir. Dokunmak ve dokunulmanın keyfine varın.

Seks bağımlılığı nedir?

   Seks bağımlılığı kişinin fizyolojik, psikolojik ihtiyaçlarını karşılamak için sürekli olarak cinsel içerikli aktivite de bulunma ihtiyacı duyması demektir. Bu kişiler cinsel aktivitelerin onlara ve başkalarına zarar verdiğini bilirler ama yinede bu davranışa engel olamazlar. Seks bağımlısı olan kişiler bunu zevk almak için değil stresten ve acıdan kaçmak için kullanırlar. Bu kişiler sürekli olarak mastürbasyon yaparlar, porno izlerler, striptiz kulüplerine giderler ayrıca teşhircilik ve röntgencilik gibi faaliyetlerde de bulunurlar. Eğer ki bu kişiler aradığını bulamazlarsa tıpkı diğer bağımlılık türlerinde ki gibi sinirli ve sıkıntılı olurlar. Yani yoksunluk duyguları yaşarlar.

Aşağıdaki sorulardan 4 tanesinin yanıtı ‘’EVET’’ ise seks bağımlısı olabilirsiniz!
1 İkili bir hayat sürüyor musunuz? Cinsel ve duygusal aktivitelerinizi size yakın olan kişilerden saklıyor musunuz?
2 Normalde bulunmayacağınız ortamlarda ve cinsel ilişkiye girmeyeceğiniz kişilerle seks yaptığınız oluyor mu?
3 Kendinizi dergilerde gazetelerde ve internette cinsel isteği uyarıcı şeyler ararken bulduğunuz oluyor mu?
4 Cinsel veya romantik fantezileriniz ilişkinizi bozuyor mu?
5 Seviştikten sonra partnerinizden uzaklaştığınız oluyor mu? Ya da vicdan azabı, suçluluk, utanç gibi duygular yaşadığınız?
6 Aseksüel olduğunuzdan korkuyor musunuz? Kendi vücudunuza dokunmaktan ya da cinsel ilişkiden kaçtığınız oluyor mu?
7 İlişkilerinizin bitme sebebi hep aynı mı?
8 Aynı heyecan ve rahatlama seviyesini yakalayabilmek için cinsel, duygusal aktiviteleri çeşitlendirdiğiniz veya sıklaştırdığınız oluyor mu?
9 Cinsel aktiviteleriniz yüzünden tutuklandığınız oldu mu?
10 Cinsellikle ilgili davranışlarınız yetiştirilme tarzınızla ve düşüncelerinizle çelişiyor mu?
11 Cinsel ilişkilerinizden hastalık kaptığınız veya gebe kaldığınız oldu mu? Cinsel ilişkileriniz şiddet içeriyor mu herhangi bir zorlama var mı?
12 Cinsel ilişkinizden dolayı intiharı düşündüğünüz oldu mu?

Sevişme Sanatı

Hepimiz biliyoruz ki cinsellik bizim hayatımız da oldukça önemli bir yer kaplıyor. Bu kadın ya da erkek fark etmiyor. Ama kadınlar bunu konuşmaya ve yaşamaya utandıkları için çoğu zaman bunun öneminden hiç bahsetmiyor. Cinsel hayatı olan herkes doğru ya da yanlış bir şekilde sevişiyor. Ama bunu yaparken sadece görev bilinciyle mi yapıyor yoksa hazza mı odaklanıyor orası meçhul. Zaten çoğu cinsel işlev bozukluğunun sebebi de bu. Sevişiyoruz ama ne kadar doğru? Sevişirken yaptığımız hatalardan ve aslında yapmamız gerekenlerden bahsetmek istiyorum.
Sonuca değil an’a odaklan! Sevişirken o an yaşadığın haz dışında hiç bir şeye odaklanmanı istemiyorum. O an performansa ya da nasıl göründüğüne odaklanma. Bu sende cinsel sorunlara yol açabilir. Sevişmek bir sanattır, onu sadece bedeninde değil ruhunda da yaşamalısın. Sen sadece hazza odaklanırsan sonucunda iyi olacağından emin olabilirsin.
Ön sevişme önemli. Sevişmek sadece cinsel birleşme demek değildir. Bu bir hazır oluşluk ister. Hem kadının hem erkeğin cinsel birleşmeye hazır olması ve iyi bir orgazm yaşaması için ön sevişme şart. Birbirinizin haz bölgelerini keşfedin, birbirinize dokunmaktan kaçınmayın, masaj yapın ve erotik olmayan hiçbir konuşmayı sevişmenize dahil etmeyin. Zihniniz ve bedeniniz sadece hazza odaklansın.
Heyecanınızı kaybetmeyin ve cinselliğinizi monotonlaştırmayın. Sürekli olarak aynı şeyleri yapmak bir süre sonra size zevk vermemeye başlayacak. Cinselliğinize renk katın. Aşk oyunları oynayın, farklı pozisyonlar ve farklı mekanlar deneyin. Cinsellik ömür boyu sürecek bir ihtiyaç, dolayısıyla ona karşı hissettiğiniz heyecanı kaybetmek ilişkinizi de olumsuz etkileyecek.
İkinizde sevişmek istediğinde sevişin. Cinsellik tek başına yaşanan bir eylem değildir o yüzden her iki tarafında bunu istediğinden emin olun. Her ikinizin de bunu reddetme hakkı var. İstemediğiniz bir şeyi yaşamak size zevk vermez aksine ondan soğumanıza neden olabilir.
Dürüst olun. Orgazm olmadığınızda olmuş gibi yapmayın ya da istemediğiniz bir pozisyonu sevmiş gibi yapmayın. Partneriniz bunu bilmediği için sizden sürekli aynı şeyi talep ederse sizi seksten soğutabilir.
Partnerinizle iletişiminiz iyi olsun. İyi bir iletişim yoksa iyi bir cinsellikte olmayacak. Partnerinizle aranızdaki kötü iletişim sevişmenize de olumsuz şekilde yansıyacaktır.
Geribildirim alın. O senin partnerin eğer bir ömür boyu onunla sevişmeyi düşünüyorsan onunla yaşadığın şeyin ne kadar haz verdiğini ya da vermediğini ona söylemelisin. Bilmezse bunu değiştiremez ya da devam ettiremez öyle değil mi?
Çıplak ol. Bu sadece bedensel bir çıplaklık değil elbette. İş hayatında, sosyal hayatında ya da herhangi bir alanda yaşadığın bütün olumsuz duygular yatağa girerken kapının dışında kalsın. Yoksa o cinsellikten zevk alamazsın.


Filofobik misiniz?

Hemen hemen dünyada herkesin hayali olan o büyük aşk bazen bazıları için oldukça korkutucu olabiliyor. Bu kişiler aşık olmaktan korkuyor ve endişeye kapılıyor. Kişinin yaşadığı bu duruma filofobi deniyor. Filofobik olan bu kişiler diğeriyle sevgi dolu bir bağ kurmaktan kaçınırlar hatta gerekirse bunun için kendilerini toplumdan izole ederler. Peki buna sebep olan şey nedir ve belirtileri nelerdir?
Filofobinin belirtileri
Bu kişiler aşık olmaktan ve bir ilişkiye başlayacak olmaktan aşırı derecede korkarlar.
Hislerini mümkün olduğunca bastırmaya çalışırlar.
Çiftlerin olduğu ortamlardan kaçınırlar. Sinemalar ve parklarda bulunmazlar.
Evlilikten kaçınırlar ve başkalarının düğün törenlerine katılmazlar.
Herhangi birine aşık olurum korkusuyla kendilerini toplumdan izole ederler.
Aşk ve romantizme dair bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında baygınlık geçirebilirler.
Filofobinin nedenleri
Kişinin daha önceki ilişkilerinde yaşamış olduğu travmatik olaylar kişinin aşktan korkmasına neden olabilir ya da bir başka kişinin ilişkisinde yaşadığı başarısızlığa şahit olmuş olması kişinin aşkla ilgili endişelenmesine neden olabilir.
Kültür de bu nedenlerden bir tanesidir. Hepimizin de bildiği gibi bazı kültürler de evlilik öncesi ilişki yaşamak kesinlikle ayıp ve günahtır ve böyle bir ilişki içerisine girdiklerinde cezalandırılırlar. Bu baskı insanlarda öfke ve korku yaratabilir.
Kişinin depresyonda olması da kişinin aşktan korkmasının sebeplerinden biridir. Depresyondaki kişinin özgüveni zedelenmiştir ve bir başkasıyla ilişki yaşama özgüvenini kendilerinde bulamazlar. Kendilerine güvenmezler ve kendilerini insanlardan izole ederler.
Bu kişiler ne zaman bir psikologa başvurmalılar?
Eğer yukarıda bahsetmiş olduğum belirtiler 6 aydan fazla sürdüyse ve rutin hayatınızı bozuyorsa bir psikologdan destek almalısınız.

Cinsel Hedonizm

Hedonizm kelime anlamı olarak ‘’hazcılık, haz alma’’ anlamına gelir. Cinsel Hedonizm ise yaşamın bütün anlamı cinsel hazdadır görüşünü savunur. Cinsel hazla teslim olmuşluk bir davranış bozukluğudur.Hedonistler haz almayı her şeyden önce tutarlar ve sadece eğlenceye dayalı bir yaşam tarzları vardır. Cinsel hayatlarında da anlık zevkleri uzun vadeli mutluluklara tercih ederler. Sınırsız cinselliği seçen hedonistler cinsel doyum eşiğini yükselttikleri için zamanla kokain almadan orgazm olamaz hale gelirler. Cinsel beklentisi yükselen hedonistlerin aile bağları zayıftır, aile içinde çatışmalar ve parçalanmalar meydana gelir ve yüksek beklentilerine ulaşamadıklarında ümitsizlik karamsarlık öfke depresyon görülür. Bu kişilerin pornografiye uyuşturucuya ve aykırı cinsel eylemlere yönelimleri artar. Hazzın tatmin edilememesi durumunda da intiharlar sık görülür.Hedonistler daima cinsel anlamda beğenilmek ve sevilmek için yaşarlar. Yasaklardan, toplumun dayatmalarınadan ve ahlaki kurallardan nefret ederler ayrıca bu kişiler ölüm gerçeğinden de korkarlar ve bunu düşünmemek için alkol ve keyif verici maddeler kullanırlar. Son derece bencildirler, sadece kendi menfaatlerini düşünürler. Kendi menfaatleri için her şeyi harcayabilirler. Narsisttirler. Övgü ile beslenir eleştiriye gelemezler. Çalışmayı sevmezler çünkü çalışmak zamandan ve cinsel hazdan alıp götüren şeylerdir. Bu kişiler evlenmekten kaçınırlar evlenseler de genellikle boşanırlar sorumluluk almayı sevmediklerinden çocuk sahibi olmazlar. Onlar için cinsel hayatı engelleyen her şey onların düşmanıdır.