Psikolojik Olarak Kendini İyi Hissetmenin 10 Yolu

Hayat akıp giderken hepimiz çeşitli zorluklarla mücadele ediyoruz. Kimimiz bu zorluklarla savaşırken olası bütün çözüm yollarını denerken, bir diğerimiz bu zorluğun sebebi olarak kendini suçlu hissediyor ve bir çıkmazın içine düşüyor. Gerek iş hayatımız gerek özel hayatımız günün birinde mutlaka sendeliyor ve biz böyle durumlarda her zaman güçlü kalmayı başaramıyoruz.
Şimdi size, bu yazımda psikolojik olarak kendimizi güçlü hissetmenin 10 yolundan bahsedeceğim.
1. Kendinize Güvenin; Sorunsuz bir hayat elbette ki mümkün değil. Hayatın bize getirdiği sorunlar karşısında bazen çaresiz hissedip içimize çekilebiliyoruz. Bu noktada yapmanız gereken, daha önce başınıza gelmiş sorunları düşünüp onlarla nasıl mücadele ettiğinizi ve o sorunu nasıl çözdüğünüzü hatırlamaktır. Bunu hatırlamak sizi cesaretlendirecek ve güncel sorununuzu çözmeniz için size yardımcı olacaktır. Sorunları hiçbir zaman göz ardı etmeyin. Bir kere başardıysanız bir kez daha başarabilirsiniz öyle değil mi?
2. Hayır Demeyi Öğrenin; Türk toplumunun gelenek ve göreneklerine göre hayır demek nezaketsizlik olarak düşünülebilir. Hayır diyemeyen çoğu kişi karşısındaki insanı kırmaktan korktuğu için istemediği birşeye evet demekte. Durum böyle olunca kişi kendisini özgüvensiz ve mutsuz hissetmekte. Fikirlerinizi daima açık yüreklilikle ifade edin. İstemediğiniz birşeyi yapmanız sizi mutlu etmez, siz mutlu olmazsanız bir başkasınıda mutlu edemezsiniz zaten.
3.Değişime Açık Olun; Güçlü olmanın ilk koşullarından biride insanın kendine esnek olmasıdır. Farklı yönlerinizi keşfetmeyi deneyin. Değişimden korkmayın. Değişmeye başladığınızda ve kendinizde farkettiğiniz özelliklerinizi sevdiğinizde kendinizi daha güçlü ve daha özgüvenli hissedeceksiniz. Unutmayın, değişmeyen insan gelişmeyen insandır.
4. Pozitif Olun; Sizde bir olay karşısında sadece o olayın negatif yönlerini görenlerden misiniz? Peki, aslında bizi üzen şeylerin olaylar değil olaylara verdiğimiz değer olduğunu söylesem yine olayları sadece negatif mi değerlendirirdiniz? Olaylara bakış açınızı değiştirin. Bir olayın sadece negatif yönlerini değil, size kazandırdıklarını ve size öğrettiklerinide düşünün.
5.Uyku Düzeninize Özen Gösterin; Güzel bir gün geçirmenin, kaliteli zaman geçirmenin hatta hayattaki birçok şeyin güzel gitmesi için zihnimizin bunlara açık olması gerekir. O yüzden uyku düzeninize özen gösterin aksi halde iş hayatınızda dahil olmak üzere hayatınızdaki birçok şey bu durumdan olumsuz etkilenir.
6. Affedin ve Unutun; Bir insana sürekli olarak nefret duymak size iyi gelmeyecektir. Çünkü bu, o kişiyi zihninizden atamadığınız ve aslında zihninizde sürekli olarak onunla kavga ettiğiniz anlamına gelir. Hayatınıza negatif etkisi olan insanları affedin, onları geçmişte bırakın ve geleceğin önündeki o engeli hayatınızdan çıkarın.
7. Fiziksel Olarak Güçlü Olun; Güçlü bir beden, güçlü bir zihinde demektir aslında. Bu yüzden eğer kendinizi ruhsal olarakta iyi hissetmek istiyorsanız önce beden sağlığınıza özen göstermeli, sağlıklı gıdalar tüketmeli ve su tüketiminize özen göstermelisiniz. Her gün egzersiz yapmalı ve vücudunuzu diri tutmalısınız.
8. Geri Adım Atmayın; Fikirleriniz karşısında dimdik durun. Bazı insanlar fikirlerinizi desteklemeyecek, ve doğru bulmayacak. Siz bütün bunlara rağmen fikirlerinize karşı sadık olun. Güçlü olmak size güçsüz hissettirmeye çalışanlara rağmen güçlü kalabilmektir.
9. Kendinize Karşı Daima Dürüst Olun; Bazen gerçekler bize korkutucu gelebilir, bu yüzden onları kabul edip çözmek yerine onlardan kaçmayı deneyebiliriz ama bir türlü başarılı olamayız. Gerçeklerden kaçmak maalesef ki onların yok olmasını sağlamaz. O yüzden bir an önce gerçeklerle yüzleşin ve onlarla baş etmek için güzel bir strateji belirleyin.
10. Hedefler Belirleyin; Hedefler koymak, onlar için mücade etmek ve onları başarmak kendini güçlü hissetmenin en güzel yoludur. Burada bahsettiğim kocaman hedefler değil, başarabileceğiniz küçük hedefler. Onlara ulaştıkça motivasyonunuz artacak ve yeni hedefler belirlemeye başlayacaksınız. Başarızda olabilirsiniz, bu hiç denememekten çok daha iyidir. Asla vazgeçmeyin, başarmak için farklı yollar keşfedin ve kendinizi geliştirin.
Uzm. Klinik Psikolog Gülçin KeskinMental Psikolojik Danışmanlık Merkeziwww.gulcinkeskin.com.trMail: bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram: psk.gulcinkeskin 

Kötü Giden İlişkiyi Kurtarmanın 9 yolu

   İlişkilerde ya da evlilikler de zaman uzadıkça bazı çatışmalar meydana gelir. Kişiler birbirini yanlış anlamaya başlar, bazı olumsuz tutum ve davranışlar sergilerler. Elbette ki her ilişkide belli dönemler bu sorunlar görülebilir ama asıl sorun bu değil tabii ki. Kişiler ilişkide bu noktaya geldiği zaman ne yapacaklarını çoğunlukla bilmezler. Çoğu zaman suçu kabul etmeme, daima karşıdakini suçlama, haklı çıkmaya çalışma ve öfkelenme görülür. Şimdi size 9 madde ile kötü giden bir ilişkiyi tekrardan nasıl güzel bir hale getirebiliriz onu anlatacağım.
1. Sorunlarınızı açıkça konuşun: Kişiler genellikle sorunu çözmeye yönelik pek konuşmaz. Hep sorun üzerine konuşur ve çatışmayı büyütür. Sorunu göz ardı etmeyin, üzerini kapatmayın. Aksine bütün sorunlarınızı tek tek masaya yatırın ve çözüm için ne yapabilirsiniz, ortak bir yol belirleyin.
2. Partnerinizi olduğu gibi kabul edin: Kişiyi kendi istemediği sürece kimse değiştiremez. Bundan dolayıdır ki onun üzerinde otorite kurmaya çalışmayın, baskıcı bir tutum sergilemeyin. Partnerinizi bunaltmadan onu olduğu gibi kabul ederek, ilgi gösterin.
3. Partnerinizden somut isteklerde bulunun: ‘’Benimle hiç ilgilenmiyorsun!’’değil. ‘’Bugün işten çıktıktan sonra benimle yarım saat ilgilenmeni, bana sarılmanı istiyorum’’deyin. 
4. Geçmişi sürekli gündeme getirmeyin: Bu ilişkiniz için yapacağınız en büyük kötülük olur. Çünkü geçmişi sürekli gündeme getirmek o gün olanı değiştirmediği gibi kişiyi öfkelendirir ve daha büyük çatışmalara sebep olur. O yüzden geçmişteki hataları bağışlayın, kendi hatalarınızı kabul edin ve tamamen bugüne odaklanın.
5. Cinsel yaşamınızı renklendirin: Tensel temasınızı arttırın. Partnerinizle aşk oyunları oynayın. Durduk yere ona erotik mesajlar atın, televizyon izlerken birden onu öpün, cinsel yaşamınıza değişik fantezileri dahil edin.
6. Olumluya odaklanın: Partnerinizin sürekli olumsuz yönlerinizi dile getirmeyin, onun olumlu yönlerini takdir edin. Onunla iletişim kurarken olumlu kelimeler seçin ve gülümsemeyi ihmal etmeyin.
7. Birlikte daha çok zaman geçirin: Kaliteli zaman kaliteli bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Birlikte yapmaktan mutlu olduğunuz şeyleri daha sık yapın. Hatırladığınızda mutluluk duyacağınız daha çok anı biriktirin.
8. Sana değer veriyorum: Bunu partnerinize sık sık hatırlatın. Onun fikirlerine saygı duyun, onu onaylayın, takdir edin, yanında olduğunuzu hissettirin, onu dinleyin. Son olarak onu asla başkalarıyla kıyaslamayın.
9. Onun bireysel alanına müdahale etmeyin: Yalnız kalmak istediğinde onu bunaltmayın. Arkadaşlarıyla vakit geçirmesine ve bireysel olarak yapmak istediği şeylere müsaade edin. İkinizin de özel alanları olsun.
Uzm. Klinik Psikolog Gülçin KeskinMental Psikolojik Danışmanlık Merkeziwww.gulcinkeskin.com.trMail:bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram: psk.gulcinkeskin 

Mastürbasyonun Yararları ve Zararları

Mastürbasyon nedir?Mastürbasyon kişilerin tek başlarına yaptığı, bunu yaparken partnerine ihtiyaç duymadığı ve istemli olarak kendi kendilerini uyardıkları eylemler bütünüdür. Mastürbasyon kişinin işlevselliğini olumsuz etkilemiyorsa ve seksüel ilişkisine bir zarar vermiyorsa zararsızdır.Eğer kişinin partneri varsa ve bu mastürbasyon partnerine olan ilgisini ve arzusunu olumsuz etkiliyorsa bu noktada zararlıdır diyebiliriz.
Şimdi mastürbasyonun hem faydalarından hem de zararlarından bahsetmek istiyorum.
Mastürbasyonun Zararları Nelerdir?1. Mastürbasyon erken boşalmaya neden olabiliyor.2. Aşırı mastürbasyon hafızayı zayıflatır ve dikkat bozukluğuna, unutkanlığa neden olur.3. Mastürbasyonda hayal edilen fanteziler kişinin gerçek hayatındaki ilişkisinde aynı olmadığında kişinin mutsuz olmasına ve ilişkinin bozulmasına sebep olabilir.4. Sık yapılan mastürbasyonlar kişide aşağılık kompleksi, dalgınlık ve üzüntüye sebep olabilir.5. Mastürbasyonla boşalmaya alışmış kişiler evliliklerinde de cinsel birliktelik yerine mastürbasyonu tercih edebilirler. Bu durumdan evlilikleri olumsuz etkilenir ve çatışmalar meydana gelir.
Mastürbasyonun Faydaları Nelerdir?1. Mastürbasyon stres seviyenizi düşürür ve gevşemenizi sağlar.2. Ağrılarınızı yatıştırır. Özellikle baş ağrılarında ve adet dönemi ağrılarında rahatlama sağladığı ve kramplara, kas gerginliklerine iyi geldiği belirtiliyor.3. Mastürbasyon pelvik kaslarınızı güçlendiriyor. Bir nevi kegel egzersiziyle aynı görevi görüyor. Hapşırdığınızda ve öksürdüğünüzde idrar kaçırmanızı önlüyor. 4.  Kadınlarda enfeksiyonların önlenmesine yardımcı oluyor.5.  Erkeklerde erektil disfonksiyona yardımcı oluyor. Yani kişi penetratif ilişkide daha uzun kalabiliyor. 6. Orgazm sayesinde salgılanan endorfin sayesinde uyku kaliteniz artıyor. 7. Bedeninizi tanımanıza ve nelerden hoşlandığınıza yardımcı oluyor. Bu sayede partnerinizle yaşayacağınız ilişkinin kalitesini arttırıyor. 

Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin 

Filofobik misiniz?

Hemen hemen dünyada herkesin hayali olan o büyük aşk bazen bazıları için oldukça korkutucu olabiliyor. Bu kişiler aşık olmaktan korkuyor ve endişeye kapılıyor. Kişinin yaşadığı bu duruma filofobi deniyor. Filofobik olan bu kişiler diğeriyle sevgi dolu bir bağ kurmaktan kaçınırlar hatta gerekirse bunun için kendilerini toplumdan izole ederler. Peki buna sebep olan şey nedir ve belirtileri nelerdir?
Filofobinin BelirtileriBu kişiler aşık olmaktan ve bir ilişkiye başlayacak olmaktan aşırı derecede korkarlar.Hislerini mümkün olduğunca bastırmaya çalışırlar.Çiftlerin olduğu ortamlardan kaçınırlar. Sinemalar ve parklarda bulunmazlar.Evlilikten kaçınırlar ve başkalarının düğün törenlerine katılmazlar.Herhangi birine aşık olurum korkusuyla kendilerini toplumdan izole ederler.Aşk ve romantizme dair bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında baygınlık geçirebilirler.
Filofobinin NedenleriKişinin daha önceki ilişkilerinde yaşamış olduğu travmatik olaylar kişinin aşktan korkmasına neden olabilir ya da bir başka kişinin ilişkisinde yaşadığı başarısızlığa şahit olmuş olması kişinin aşkla ilgili endişelenmesine neden olabilir.
Kültür de bu nedenlerden bir tanesidir. Hepimizin de bildiği gibi bazı kültürler de evlilik öncesi ilişki yaşamak kesinlikle ayıp ve günahtır ve böyle bir ilişki içerisine girdiklerinde cezalandırılırlar. Bu baskı insanlarda öfke ve korku yaratabilir.
Kişinin depresyonda olması da kişinin aşktan korkmasının sebeplerinden biridir. Depresyondaki kişinin özgüveni zedelenmiştir ve bir başkasıyla ilişki yaşama özgüvenini kendilerinde bulamazlar. Kendilerine güvenmezler ve kendilerini insanlardan izole ederler. 
Bu kişiler ne zaman bir psikologa başvurmalılar?Eğer yukarıda bahsetmiş olduğum belirtiler 6 aydan fazla sürdüyse ve rutin hayatınızı bozuyorsa bir psikologdan destek almalısınız.
Uzman Klinik Psikolog Gülçin KeskinMental Psikolojik Danışmanlık Merkeziwww.gulcinkeskin.com.trMail; bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram; psk.gulcinkeskin

Cinsel Hayatınızı Etkileyen 6 Şaşırtıcı Faktör

Cinsellik sadece soyunup birleşmek değildir. Sizi cinselliğe hazırlayan birçok faktör vardır. Bu faktörler bazen cinsel hayatınızı çok olumlu etkilerken bazen de oldukça olumsuz etkilemektedir. Gelin hep birlikte bu faktörlerin neler olduğuna bir bakalım.
1 Yapılan araştırmalara göre romantik filmler kadınların cinsel dürtülerini arttırırken erkeklerin libidosunu düşürüyor. Erkekler bunun aksine tahrik olmak için erotik filmleri tercih ediyor.

2 Herkesin çekici bulduğu ve cinselliği arzuladığı bir tip vardır. Bu tip herkes için farklı olabilir. Bu kimisi için sarışın renkli gözlüdür, kimisi için esmer kahverengi gözlü. Fakat bilim adamlarının araştırmalarına göre erkeklerin bazı karakteristik özellikleri kadınların orgazm olmasını ve orgazmının daha uzun sürmesini oldukça olumlu etkiliyor. Erkeklerin gelir seviyesinin iyi olması, komik ve özgüvenli olması bu karakteristik özelliklerden bazıları.

3 Sex deneyimleriniz uyarılmanızı olumlu etkiliyor. Cinsellik libidoyla ilgili olduğu kadar insan zihniyle de alakalı olan bir durumdur. Bundan dolayı sex deneyimi olan kişiler uyaranlara daha çabuk tepki veriyor.

4 Sex sonrası sarılmak cinsellikte alınan hazzı arttırıyor! Siz cinsellikten sonra kalkıp hemen televizyon izlemeyi ya da başka şeyler yapmayı tercih edenlerden misiniz? Öyleyse şu araştırmaya hep birlikte bir göz atalım. 335 kişi üzerinde yapılan araştırmada sex sonrası sarılan ve temas kuran kişilerin daha mutlu bir ilişkileri olduğu ortaya çıktı. Üstelik bu kişilerin sex sonrası cinsel temasları ön sevişmelerinden daha uzun sürüyor.

5 Yoga yapmak cinsel tatmini arttırıyor! 40 kadın üzerinde yapılan araştırmada 12 haftalık bir yoga sürecinden sonra kadınların cinsel istediğin, lübrikasyonun, orgazmın ve cinsel tahrikin arttığı ortaya çıkmıştır.

Yapılan bir diğer araştırmada ise uzun soluklu ilişkilerde erkekler kadınların dış görünüşüne, diğer erkekler tarafından çekici bulunup bulunmadığına ve ne kadar çok erkek arkadaşının olduğuna göre değerlendiriyor. Bu araştırmaya göre erkekler diğer erkeklerin yarattığı tehlikeden korkuyor ve kadın için mücadele ediyor. Etrafında daha çok erkek çalışma arkadaşı olan kadınlar ise partnerleriyle daha çok sex yapıyor.

Uzm.Klinik Psikolog Gülçin Keskin
Mental Psikolojik Danışmanlık Merkezi
www.gulcinkeskin.com.tr 
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram; psk.gulcinkeskin
Kaynak; psikolojigazetesi

Cinsel Hedonizm

Hedonizm kelime anlamı olarak ‘’hazcılık, haz alma’’ anlamına gelir. Cinsel hedonizm ise yaşamın bütün anlamı cinsel hazdadır görüşünü savunur.

Cinsel hazza teslim olmuşluk bir davranış bozukluğudur. Hedonistler haz almayı her şeyden önce tutarlar ve sadece eğlenceye dayalı bir yaşam tarzları vardır. Cinsel hayatlarında da anlık zevkleri uzun vadeli mutluluklara tercih ederler.

Sınırsız cinselliği seçen hedonistler cinsel doyum eşiğini yükselttikleri için zamanla kokain almadan orgazm olamaz hale gelirler.

Cinsel beklentisi yükselen hedonistlerin aile bağları zayıftır, aile içinde çatışmalar ve parçalanmalar meydana gelir ve yüksek beklentilerine ulaşamadıklarında ümitsizlik, karamsarlık, öfke ve depresyon görülür. Bu kişilerin pornografiye uyuşturucuya ve aykırı cinsel eylemlere yönelimleri artar. Hazzın tatmin edilememesi durumunda da intiharlar sık görülür.

Hedonistler daima cinsel anlamda beğenilmek ve sevilmek isterler ve bunun için yaşarlar. Yasaklardan, toplumun dayatmalarınadan ve ahlaki kurallardan nefret ederler ayrıca bu kişiler ölüm gerçeğinden de korkarlar ve bunu düşünmemek için alkol ve keyif verici maddeler kullanırlar. Son derece bencildirler, sadece kendi menfaatlerini düşünürler. Kendi menfaatleri için her şeyi harcayabilirler. Narsisttirler. Övgü ile beslenir eleştiriye gelemezler. Çalışmayı sevmezler çünkü çalışmak zamandan ve cinsel hazdan alıp götüren şeylerdir. Bu kişiler evlenmekten kaçınırlar evlenseler de genellikle boşanırlar sorumluluk almayı sevmediklerinden çocuk sahibi olmazlar. Onlar için cinsel hayatı engelleyen her şey onların düşmanıdır.Uzm.Klinik Psikolog Gülçin KeskinMental Psikolojik Danışmanlık MerkeziMail; bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram; psk.gulcinkeskinwww.gulcinkeskin.com.tr

Erken Boşalma ve Türleri

Erken boşalma cinsel ilişki esnasında penisin vajina içerisinde 1 dakikadan az kalmasından sonra istemsiz olarak boşalması durumudur. Yani boşalmanın istenilen, arzu edilen zamandan önce olmasıdır. İstenmeyen bu durumun 6 aydan fazla sürmesi halinde bu duruma denetimsiz yani erken boşalma diyebiliriz. Hayatın bir döneminde her erkeğin başına gelebilecek bu durum normaldir. Eğer bu durum 6 aydan fazla olursa terapi şarttır ve cinsel terapi ile tedavisi mümkündür.Erken Boşalmanın TürleriPrimer (Birincil) Erken Boşalma; Hayat boyu sorunun varlığı ile ilişkili bir durumdur.
Sekonder (İkincil) Erken Boşalma; Kişinin daha önceden erken boşalma sorunu yokkensorunun daha sonradan ortaya çıkması durumudur.
Durumsal (Dönemsel) Erken Boşalma; Belli durumlara bağlı ya da partnere bağlı kişinin erken boşalması durumudur.
Erken Boşalmanın Nedenleri;  Primer tip erken boşalma, kişilerin gençlik dönemlerinde ailelerinden gizli kaçamak yaptıkları mastürbasyonlar zamanla alışkanlık haline gelerek erken boşalmaya sebep olmaktadır. Bu durum özellikle cinselliğin konuşulmadığı, ayıp günah sayıldığı aile yapılarında ortaya çıkmaktadır. Buna ek olarak cinsel bilgi yetersizliği, tecrübenin olmaması, kişinin cinsel birliktelik esnasında heycanlanması ve heyecanını kontrol edememesi primer (ömür boyu) erken boşalma nedenidir. Kişilerin çocukluk çağında yaşadıkları tacizler, tecavüzler ya da ilk ilişkilerinin travmatik olması da erken boşalma nedenleri arasındadır.
Sekonder (ikincil) erken boşalma ise psikolojik sorunların haricinde, şeker hastalığına, ilaç kullanımına, kronik alkol, kalp rahatsızlıkları gibi fizyolojik nedenlere bağlı olabilir. Ancak sorun genellikle psikolojik kökenlidir. Eşle yaşanan iletişim sorunları, anlaşmazlıklar, eşlerden birinin daha baskın olması, eşler arası uyumsuzluk gibi birçok sorun erken boşalmaya neden olabilir.
Durumsal erken boşalma, kişinin iş hayatında yaşadığı olumsuz olaylar, aşırı stress, uykusuzluk, kötü beslenme düzeni, aldatma ve aldatılma da durumsal erken boşalma nedenleri arasındadır.
Erkeklerde en sık görülen cinsel işlev bozukluklarının başında gelen erken boşalmanın cinsel terapistler eşliğinde tedavisi mümkün ve oldukça kolaydır. Tedavi edilmeyen, bu sorunla baş etmeye çalışan kişiler ilişkilerinde birçok problemle karşı karşıya gelmektedir. Eğer sizde bu problemle bir savaş halindeyseniz mutlaka bir terapistten destek alınız.
Instagram; psk.gulcinkeskinwww.gulcinkeskin.com.trMail; bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Mental Psikolojik Danışmanlık Merkezi
Randevu;05457702267

Bu Hatalar İlişkinizi Bitirebilir

Büyük bir tutkuyla başladığımız ilişkimiz başlarda bize kusursuz gibi görünse de ilişkinin ilerleyen evrelerinde içinden çıkılmaz ve çözülmez sorunların olduğu bir ilişkiye dönüşüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kişilerin birbirleriyle iletişememesi. Şimdi size ilişkilerimizde hepimiz bir kaçını mutlaka yaptığı hatalardan örneklerle bahsedeceğim.
Yıkıcı eleştiriler yapmak; Kişiler birbirlerinin sadece olumsuz yönlerine odaklanır ve yaptığı olumlu davranışları görmezden gelirler. Örneğin; Ne zaman dışarıya çıksak beni hep yalnız bırakıyorsun. Bunun yerine; Dışarıya çıktığımız zaman kendimi yalnız hissediyorum, benimle daha fazla ilgilenmeni isterdim. Bu hem amaca daha uygun hem de kişiyi yargılayıcı bir ifade değil.
Akıl okuma; Kişi partnerinin söylediği dışında söylemediği bir şeyi anlamaya çalışır ve söylenenin arkasında kötü bir niyet arar. Örneğin; Sen bunu beni anladığın için değil beni susturmaya çalıştığın için söylüyorsun. Hâlbuki hiçbirimizin akıl okuma gibi üstün yetenekleri yok.
Genelleme; Partnerinizin yaptığı tek bir hatayı sanki hep yapıyormuş gibi yansıtmak. Sen zaten hep kendini düşünürsün! Hep bencildin! Bu tarz söylemler kişiyi kızdırdığı gibi size çözüme yönelik bir şeyde kazandırmaz.
Geçmişi getirme; Her tartışmada tartışmanın konusundan apayrı konuları tekrar tekrar gündeme getirme. Örneğin; Sen 2 yıl önce de beni arkadaşlarının yanında rezil etmiştin zaten. 
Haklılık savaşları; Kişi tartışmada ki payını görmezden gelir ve daima kendinin haklı olduğunu iddia eder. Örneğin; 5 yıldır beraberiz tek bir tartışma bile benim yüzümden başlamadı. Dolayısıyla kişi kendi adına sorumluluk almadığı için çözüme ulaşmakta imkansız hale geliyor.
Mantık arayışı; Birinin söylediği diğerine her zaman mantıklı gelmek zorunda değil. Bazen sırf ona mantıklı geldiği için bir şeyleri yapabilmeliyiz. Kişiler ve onların bakış açıları farklıdır, bunu kabul etmeliyiz.
Seslerin yükselmesi; İletişim halindeyken bir taraf diğerine sesini yükseltiyorsa ilişkideki eşitlik bozulur ve iletişim bundan zarar görür. Kişilerin birbirini dinlemesi ve anlaması imkansız hale gelir.
Eğer partnerinizle ilişkinizde ve iletişiminizde bir problem olduğunu düşünüyorsanız öncelikle kendinizi dinleyin ve anlayın. Değişime kendinden başlamak sorunun çözümüne dair atılmış en büyük adımdır.
Sevgilerimle
Uzm.Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail:bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram: psk.gulcinkeskin

Lohusa Sendromu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Doğum yapan kadınların birçoğunda lohusa sendromu görülür.Peki lohusa sendromu nedir?
Lohusa sendromu doğum sonrasında görülen, birkaç gün içerisinde başlayan ve 7-10 gün arasında düzelen bunaltı, sıkıntı, sinirlilik hali, ağlama nöbetleri, çabuk sinirlenme, unutkanlık ve birçok semptomu içeren bir dönemdir . 
Lohusa sendromunun belirtileri;Uykusuzluk ya da aşırı uyku haliSevilmediğini düşünmeYorgunlukİştahsızlık ya da aşırı iştahHayattan zevk alamamaBebeğe zarar verme korkusu
Lohusa sendromunda aileye düşen görevler;Anne kötüleşen ruh halinden dolayı çocuğunu sorumlu tutmaktadır bundan dolayı çocuk bu süreçten bilişsel ve davranışsal olarak olumsuz etkilenir. Bu yüzden bütün gebeler düzenli olarak gebelik takiplerini yaptırmalıdır.
Eğer herhangi bir depresyon riski varsa erken tanı tedavi için oldukça önemlidir. Lohusalık sendromunda çevrenin desteği, özellikle eşin desteği oldukça önemlidir.Annenin endişeden kurtulmasının en önemli yollarından bir tanesi kendini güvende hissetmesidir yalnız olmadığını ve her sıkıntıda eşinin ve sosyal çevrenin desteğinin yanında olduğunu bilmesi anneyi oldukça rahatlatacaktır. Lohusa sendromu döneminde anne sadece bebeğin emzirilmesi ile ilgilenmelidir onun dışında yapılacak şeylerle, bebeğin banyosu bezinin değiştirilmesi vs bunlarla baba, teyze, anneanne ilgilenmelidir. Çocuğun her ağlamasında anne uyandırılmamalı, bebeğin diğer ihtiyaçları için de annenin güvenebileceği bir kişi bebeğin bakımı ile ilgilenmelidir çünkü lohusa sendromunda ki anne bebeğinin iyi olup olmadığı ile ilgili endişeye düşer.
Bu kişiler ruhsal bunalımını azaltmak için yürüyüşe çıkmalı dışarıda arkadaşlarıyla buluşmalı ya da anne olan diğer kişilerle toplanıp sohbet etmeli hatta internet üzerinden anne blokları okumalıdır. Ayrıca doktor tavsiyeleri edinmek annenin endişesini hafifletecek ve kendini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Annenin bebeği haricinde kendine de zaman ayırması ve sosyalleşmesi gerekir. Aynı zamanda eşiyle geçireceği özel zamanlara da ihtiyacı vardır.Lohusa sendromu altı haftalık bir dönemi içerir eğer ki bu dönemden sonra hasta iyileşemiyorsa psikolojik bir destek alması şarttır çünkü bu daha sonrasında depresyona hatta intihara bile yol açabilir.

Instagram: psk.gulcinkeskin
Website: www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr

Partnerime Güvenmiyorum

En temel ihtiyacımız olan güven, bir kere kaybedildiğinde ilişkileri temelinden sarsıyor ve içinde yaşanılamaz bir hale getiriyor. Peki kişiler neden partnerine olan güvenini kaybediyor?
1 Kişinin partnerini kaybedeceği korkusuyla yalana başvurması. Buna verebileceğim en iyi örnek kişilerin bitmiş ilişkilerini ve ona dair detayları partnerlerinden saklaması. Saklanan bu ilişki bir şekilde gün yüzüne çıktığında kişide oluşan şüphe, güvensizliğin ilk tohumlarını serpmiş oluyor. Bu yalan kişiyi paranoya yapma derecesine kadar getirebiliyor. Bu yüzden ilişkilerde güvenin sağlanması için iki tarafında birbirlerine karşı dürüst olması ve biten ilişkilerine dair partnerlerine açık olması gerekiyor.
2 Aldatılma! Aldatılan kişi haklı olarak partnerine karşı derin bir güvensizlik duyuyor. Peki bu güvensizliğin aşılması için kişi ne yapmalı? Öncelikli olarak güven ortamının tekrardan sağlanması için partnerinin hala aldatılıyor olmadığından emin olması gerekir. Bunun haricinde aldatan kişinin belli bir süre partnerinin aramalarına öfkelerine ve sorularına karşı sabırlı olması ve yeni bir güvensizlik çıkmazı oluşturmamak adına sorularına dosdoğru cevap vermesi gerekir.
3 Yaşanılan olumsuz deneyimler. Kişi daha önceki ilişkilerinde yaşadığı olumsuz deneyimlerin her ilişkisinde olacağını sandığı için ilişki içerisinde paranoyaya düşüyor. Sürekli partnerinin telefonunu kontrol ediyor, sosyal medya hesaplarının şifrelerini istiyor, hiçbir karşı cinsle görüşmesini istemiyor. Bu ve bunun gibi birçok şeyle partnerini boğuyor ve belki ilişkisinin bitmesine sebep oluyor. Hâlbuki bu olumsuz deneyimler hayatın her alanında karşımıza çıkabilir elbette bunları yok sayamayız ama bunların hayatımızı kontrol etmesine izin verirsek hayatı kendi kendimize zindan etmiş oluruz. Hiçbir kişi bir diğeriyle aynı değildir dolayısıyla hiçbir kişilikte bir diğerininkine benzemez. Deneyimlerimiz bize her daim yol gösterir ve öğreticidir fakat bunun için her kişiyi ayrı değerlendirmek ve ayrı deneyimlemek gerekir.
4 Kişinin Özgüveninin Olmaması. Kendini yetersiz hisseden kişi, partnerine yetmeyeceğini ve onun kendisini mutlaka aldatacağını düşünür. Eğer böyle bir düşünceniz varsa öncelikle yetersizlik duygunuzun kaynağını saptayın. Daha sonra yetersiz olduğunuzu düşündüğünüz yönlerinizi geliştirmek için bir takım çalışmalar yapın ve bu duygunuzun kendi bakış açınız olduğunu farkına varın. Eğer bununla baş edemiyorsanız mutlaka bir uzmandan destek alın.
5 Partnerin İlgisizliği. Eğer kişi yeteri kadar partnerine zaman ayırmıyorsa onu duygusal anlamda tatmin etmiyorsa ve anlamıyorsa maalesef ki partnerinde bir güvensizlik duygusu meydana gelebilir. Kişinin burada yapması gereken; partneriyle bu konu ile ilgili konuşması ve bu ilgisizliğin sebebini sorgulaması. Daha sonra partnerinden beklediği şeyleri ona karşı açık bir şekilde ifade etmesi ve iletişimsel anlamla daha sağlıklı bir yöntem bulması. Eğer gerekiyorsa bir ilişki uzmanından destek alması.
Güvensizlik gibi birçok ilişkisel problem hayatınızı olumsuz yönde etkiler ve çözülmemesi durumunda depresyon gibi birçok psikolojik rahatsızlığa yol açar. Eğer ilişkinizde mutsuz olduğunuz bir konu varsa ve bununla baş edemiyorsanız, bunu önce partnerinizle çözmeye çalışın daha sonrasında çözemiyorsanız mutlaka biz uzmandan destek alın.
Instagram.com/psk.gulcinkeskinMail: pskgulcinkeskin@gmail.com

Çağın Sorunu Orgazm

Ne yazık ki günümüzde birçok kadının hayatları boyunca bir kez bile tecrübe etmediği orgazm çağımızın dev sorunlarından biri.
Peki, orgazm nedir? Orgazmın tiplemeleri nelerdir? Kadınlar neden orgazm olamaz? Bu yazım da size bu soruların cevaplarını vereceğim.
Orgazm; Çeşitli cinsel uyaranlarla birlikte beynin uyarılmasıyla başlayan ve bu uyaranın etkisiyle kişide hem bedensel hem ruhsal olarak algılanan cinsel yanıtın son aşamasındaki muhteşem his. Orgazm esnasında vajina ve rahim ritmik olarak kasılır bu sayede de haz doruk noktaya ulaşır. 
Orgazmın tiplemeleri nelerdir?Anorgazmi; Cinsel uyarılmanın yeterli olması halinde bile kişinin bir türlü orgazm olamaması ya da orgazmın gecikmesi durumudur.
Rastgele Anorgazmi; Kişinin zaman zaman orgazmı yaşayamaması durumu.
Koital Anorgazmi; Kişinin birleşme ile orgazm olamaması durumudur. Bu kişiler kendi kendilerine yapmış olduğunu dokunuşlarda ya da partnerlerinin onlara yapmış olduğu dokunuşlarda orgazmı yaşarlar.
Erken Orgazm; Bu kişiler yeterli bedensel ve ruhsal doyuma ulaşamadan orgazm olurlar.
Peki kadınlar neden orgazm olamıyor? Bunun en belirgin nedenlerinden biri cehalet. Yani cinsel bilgi eksikliği ya da cinsellikle ilgili doğru bilinen yanlışlar.

•    Ön sevişmenin yetersiz veya kısa sürmesi.
•     Duygusal ve bedensel anlamda hazır olmayışlık. Eğer bir kadın duygusal olarak sevişmeye hazır değilse saatlerce ona dokunsanız da orgazm olmasını sağlayamazsınız dolayısıyla kadın öncelikle duygusal anlamda bir ilişkiye hazır olmalı daha sonra ön sevişmeyle birlikte bedensel bir hazır oluşluk sağlanmalıdır.
•    Partnerinin fiziksel cazibesini kaybetmesi. Eğer kişinin partneri çekiciliğini kaybetmişse giyimine kuşamına ve üslubuna dikkat etmiyorsa kadının orgazm problemi yaşamasına sebep olabilir.
•   İlişkisel ve iletişimsel problemler. Eğer cinsel ilişkinin dışında kişiler günlük yaşantılarında bir uyum içerisinde değillerse ve ilişkisel anlamda çatışmaları ve iletişim problemleri varsa öncelikle bunu çözmeleri gerekir.
•   Erkeğin herhangi bir işlev bozukluğunun olması da kadının orgazmını olumsuz yönde etkiler. Bunlar; erken boşalma, sertleşme bozukluğu olabilir.
•   Kadının orgazmı bir görevmiş gibi algılaması, kendini beğenmemesi, başaramamaktan korkması.
•   Gebe kalmaktan korkuyor olması.

Bu ve bunun gibi birçok nedenden dolayı kadınların büyük bir çoğunluğu orgazm olma taklidi yapıyor ve çözüm yolu aramak yerine bunu kabul edip hayatları boyunca orgazmın verdiği hazzı yaşayamıyor. Unutmamalıyız ki en büyük cinsel organımız beyindir. Düşüncelerimiz ve beynimizle orgazm olabiliriz. Klitoris, g noktası, vajina bunu kolaylaştırmamızı sağlıyor. Eğer yukarda bahsettiğim sorunlardan birini yaşıyorsanız bir cinsel terapist ile birlikte bu sorunu çözüme kavuşturabilirsiniz. 
Sevgilerimle 
Instagram/psk.gulcinkeskinMail: pskgulcinkeskin@gmail.com 

Evlilikte Altın Kurallar

1 Geleneksel ve öğrenilmiş alışkanlıklardan uzak durun. Yani; kadın dediğin evde oturur kocasını bekler, erkek dediğin sert olur kadına sözünü geçirir gibi. Evlilikler kişilerin üzerine kurulmuş çok özel bir yapıdır o yüzden bireysel ihtiyaçların yanı sıra evliliğin gerektirdiği paylaşımları yapmalı yanlış olan gelenek göreneklerin yerine iki tarafı da mutlu edecek sorumluluklar kazanılmalıdır.
2 Rolleri paylaşın ve ayrıştırın. Evliliğin içinde kişiler sadece karı-koca olmuyorlar. Buna ek olarak anne-baba, çocuk, mesleki roller gibi birçok role bürünüyorlar. Bu rollerin ayrımını yapın. Eşinize karşı anne ya da baba rolüne girmeyin ya da mesleki rollerinizi ilişkinizin içine dahil etmeyin.
3 Temel duygulanım farklılıklarını kabul edin. Kadın kadındır, erkek erkektir. İkisinin de olaylara bakışı ve duygulanımı farklıdır. O yüzden iki tarafta birbirini erkek gibi düşünmeye ya da kadın gibi düşünmeye zorlamamalı.
4 Evliliğin kurallarını birlikte yazın. Birbirinize dayatmalarda bulunmayın. Yani ne senin dediği olsun ne de onun. Ortak kurallar belirleyin.
5 Temel gereksinimlere önem verin. Olumlu ya da olumsuz bütün kıyaslardan kaçının. Örneğin; Yemeğin enfes olmuş aynı annem gibi! Ya da örneğin; Falancanın eşi ne güzel yemek yapıyor bir de seninkilere bak! gibi.
6 Cinsel hayatınızı renklendirin. Hiç şüphe yoktur ki cinsellik ilişkilerin en önemli parçalarından. O yüzden monoton bir cinsel hayattan kaçının. Birbirinize cinsel hayatınızı renklendirecek tavsiyelerde bulunun. Cinselliğinizin olumlu ve olumsuz yönlerini birbirinizle konuşun.
7 İletişim engellerinizi farkına varın. Eğer aranızda sağlıklı bir iletişim yoksa birbirinizi dinleyin, anlayın ve sağlıklı bir iletişim için neye ihtiyacınız olduğunu birbirinizle paylaşın.
8 Eşinizi değil kendinizi değiştirin. Anlaşılmaya değil anlamaya çalışın. Eğer ortada bir sorun varsa düşünün, neden bana böyle davranıyor acaba?
9 Partnerinizin egosunu ihmal etmeyin. Partnerinizin yaptığı şeylere değer verin, saygı gösterin. Bazen bir yemek sonrası ellerine sağlık hayatım bunu en iyi sen yapabilirdin demek bile karşınızdakini oldukça mutlu edebilir.
10 Sevgi, saygı ve güven bağını kurun. Benliğinizin sınırlarını koruyun. Özel alanlarınız mutlaka olsun. İlişkiyi zarar vermeyecek şekilde geçmişten gelen alışkanlıklarınızı yaşayabileceğiniz bir zaman dilimi belirleyin.
Instagram/psk.gulcinkeskin
Mail:pskgulcinkeskin@gmail.com

Cinsel İlişkide Bunlara Dikkat Edin!

Cinsellik yaşam boyu ihtiyaç duyulan, iyi ya da kötü bir şekilde herkesin yaşadığı fakat fark etmeden birçok hata yaptığı cinsel ve duygusal davranışların bütünüdür. Cinsellik yaşam kalitesini artırmak için oldukça önemli olduğundan bu anlamda yapılan hataları ele alalım ve nasıl düzeltebiliriz bir bakalım.1 Ön SevişmeSevişmek sadece cinsel birleşmeden ibaret değildir. Sevişmek zevk odaklı bir sanattır. Bu yüzden, sevişmeden önce partnerinize masaj yapın, dokunun, öpüşün, okşayın. Bunları yaparken partnerinize erotik sözler söyleyin. Bu onu duygusal açıdan da doyuracaktır. Cinsel birleşme bir hazır oluşluk ister. Ön sevişme bu hazır oluşluğun olmazsa olmaz koşuludur. Yapılan en büyük hatalardan biri hazza değil sonuca odaklanmaktır. Sonuca odaklanan kişi birçok hazdan kendini ve partnerini mahrum bırakır. Eğer sonuca değil hazza odaklanırsanız performansınız iyi olacak hem de müthiş bir haz duymuş olacaksınız.
2 Monoton Cinsel Hayattan Kaçının!Genelde hedef boşalmak olduğu için bir şekilde boşalan çiftler nasılsa bunu başarıyoruz dedikleri için cinsel yaşamlarında başka pozisyonlar denemeye yeltenmiyorlar. Dolayısıyla sürekli olarak aynı şeyi yapmak partnerlerde heyecan ve istek kaybına neden olabiliyor. Cinsellik ömür boyu duyulan bir ihtiyaç olduğu için mutlaka renklendirilmesi gerekir. Farklı mekânlar da ve farklı pozisyonlarda sevişmeyi deneyin. Faklı pozisyonlar için pozisyon kartları alabilir bunu partnerinizle bir oyun oynayarak seçebilirsiniz. Her gün yatak odasında sevişmek yerine bir gün randevulaşın ve bir otelde sevişin, bunu yapmak sizi oldukça heyecanlandıracaktır. Aşk oyunları oynayın, partnerinize işten eve gelene kadar erotik mesajlar atın. 
3 Dürüst OlunPartnerinizi kırmamak adına istemediğiniz pozisyonlardan keyif alıyormuşsunuz gibi yapmayın ya da orgazm oluyormuş gibi. Cinselliğin asıl amacı haz almaktır. Sevdiğiniz pozisyonları, haz aldığınız bölgeleri partnerinize mutlaka söyleyin aynı zamanda haz almadığınız bölgeleri ve pozisyonları da. Bunları bilmezse değiştirmesi ya da devam ettirmesi pek mümkün olmayacaktır.
4 Çıplak OlunBu sadece bedensel bir çıplaklık değil elbette. Gündelik hayatınızda yaşadığınız problemler, iş stresi, maddi problemler yatağa girerken zihninizden çıkmalı. Sevişmek sadece fiziksel bir eylem değildir, ruhun ve bedenin bir oluş şeklidir. O yüzden dolu bir zihinle yatağa girdiğinizde zihninizin hazza odaklanması mümkün olmayacak ve performansınızı olumsuz şekilde etkileyecektir. Eğer kendinizi çok fazla stresli ve gergin hissediyorsanız önce partnerinizle birbinize tamamen çıplak bir şekilde masaj yapın bu sizi hem sekse hazırlayacak hem de rahatlamanızı sağlayacaktır.
5 Erotik OlunCinsel ilişkinin başlaması ve sürdürülmesi için hiç şüphesiz ki erotizm en önemli faktördür. Partnerinizin uyarılması için hem fiziksel bir uyaran hem de sözel bir uyaran şart! Öz bakımınıza ve giyiminize özen gösterin. Sevişmeden önce duş alın dişlerinizi fırçalayın, partnerinizin en sevdiği kokuyu sıkın. Erotik gecelikler giyin bu ona daha çok uyaran sağlayacak ve cinsel ilişkinizi oldukça olumlu etkileyecektir.
6 İstemediğiniz Zaman SevişmeyinBilindiği üzere sevişmek için doğru partner, doğru zaman, ve doğru uyaran gereklidir. Yani; partneriniz bu ilişki için doğru kişi mi? Onunla sevişirken haz duyuyor musunuz? Seviştiğiniz mekânda kendinizi rahat hissediyor musunuz? Kendinizi rahat hissetmediğiniz bir yerde sevişmek sizi kaygılandıracak bu da cinselliğinizi olumsuz etkileyecektir. Kendinizi rahat hissedeceğiniz bir mekanda, doğru bir kişiyle, ikinize de uygun olacak bir zaman diliminde sevişin. Bunlar bir arada olmadığı zaman o ilişkiden haz almanız mümkün değildir. Sevişmek istemiyorsanız bunu partnerinize mutlaka söyleyin. İstemediğiniz bir eylemin içinde bulunmak size haz vermek yerine sizi o eylemden soğutabilir ve cinsel işlev bozukluklarına yol açabilir.
7 Destek Alın Eğer sizde ya da partnerinizde cinsel bir problem olduğunu düşünüyorsanız, bu erken boşalma olabilir, cinsel isteksizlik olabilir, vajinismus olabilir. Bu ve bunun gibi birçok cinsel problem var. Bunu öncelikle birbirinizle paylaşın daha sonra da mutlaka profesyonel bir destek alın. Partnerinizi üzmekten korktuğunuz için bunu onunla konuşmaktan kaçınmayın eğer bu problemi dile getirmezseniz zaman içerisinde bu sorun sizi daha çok üzecek ve gündelik yaşamınızı da oldukça olumsuz etkileyecektir. Aynı zamanda ilişkinizde çatışmalara yol açacaktır.
8 Cinsellikte İletişimKonuşulmayan problemler ilişkiyi bitmeye mahkûm bırakır. Sağlıklı bir iletişim, beraberinde doyurucu bir cinsel ilişkiyi de getirir. Fantezilerinizi, isteklerinizi ve istemediklerinizi partnerinize mutlaka söyleyin. Cinsellikle ilgili konuşmak ayıp değildir, bu tabulardan kurtulun. Konuşulmayan cinsellik zaman içerisinde yaşanmamaya da başlar. Bu yüzden sorunlarınızı partnerinizi yargılamadan, saygı çerçevesi içerisinde rahatça konuşun. Bu konuda size yardımcı olabilecek en etkin kişi partnerinizdir. Unutmayın ki iyi bir iletişim beraberinde iyi bir birliktelik ve cinsellik getirir.
Instagram/ psk.gulcinkeskin

Mükemmel İlişki Mümkün mü?

İlişkiler de ve evlilikler de iki tarafında temel ihtiyaçları vardır. Bunlar; sevmek, sevilmek, değer vermek, değer görmek, romantizm, doğru iletişim, doğru cinsellik diye çoğaltılabilir. Bunlar dahilinde kişiler tartışmasız mutlu huzurlu bir birliktelik isterler. Peki, sizce bu mümkün mü? İlişkinizi başkalarının ilişkileriyle kıyaslamayın! Genelde bu birçok çiftin yaptığı bir hatadır. ‘’Bak, Ahmet karısına araba almış, evlilik yıldönümünde de Paris’e götürmüş, sende anca her akşam gel ne pişirdin diye sor!!’’ gibi.. Her ilişkide şartlar ve koşullar aynı değildir, kişiler ve karakterlerin aynı olmadığı gibi. İlişkinizi başka ilişkilerle kıyaslamak yerine, ilişkinizi kendi içinde kıyaslayın. Mesela, 2 sene önce ilişkimiz nasıldı bugün nasıl? gibi.. 
Ortak ilgi alanları bulun. Kaliteli zaman ilişkinin olmazsa olmaz ihtiyaçlarından biridir. Önemli olan beraber geçirilen zaman değil, zamanın niteliğidir. İkinizin de keyif aldığı aktiviteler elbet vardır, bunları keşfedin. İletişiminizin arttığını ve daha keyifli zaman geçirdiğinizi farkına varacaksınız.
Partnerinizle sıkıntılarınızı paylaşın. Bazen karşımızda bir kahin varmış gibi davranıyoruz öyle değil mi? Bir şeyden dolayı ona kırılıyoruz ya da kızıyoruz sonra somurtup oturuyoruz. İstiyoruz ki biz söylemeden o neye kırılıp kızdığımızı anlasın ve gönlümüzü alsın. Bu ne yazık ki mümkün değil. Neye kırılıp kızdığınızı söylediğinizde partneriniz sizi hem daha kolay anlayacak hem de aynı hatayı yapmaktan kaçınacaktır. 
Hissettiğiniz ve düşündüğünüz her şeyi partnerinizle paylaşın. Bastırılan duygular asla unutulmaz ve partnerinize karşı derinden bir öfke duymanıza sebep olur. O yüzden o an ona bir şey söylemek istiyorsanız mutlaka söyleyin. İçselleştirilen duygu ve düşünceler yıllar geçtikçe içinizde daha da büyük bir yer edinebilir.
İlişkinizi daima saygı çerçevesinde devam ettirin. Partnerinizin fikirlerine ve tercihlerine önem verin. Daima onunla aynı fikirde olmanız mümkün değil. Ama ona bu fikir ayrılıklarına rağmen saygı gösterdiğinizi ve sevdiğinizi hissettirin.
Partnerinize eski ilişkilerini sormaktan vazgeçin! Bunu yaparsanız zaman içerisinde kendinizi ister istemez bir kıyas içinde bulabilirsiniz.
İlişkilerinize kesinlikle 3. kişileri dahil etmeyin! Anne, baba, yakın arkadaş, kardeş yani hiç kimse! Problemlerinizi kendi aranızda çözün.
Cinsel ilişkinize önem verin! Cinsellik yaşamımızı sürdürebilmek için en temel ihtiyaçlarımızdan biri. Cinselliği konuşmaktan çekinmeyin. Sevdiğiniz ya da sevmediğiniz pozisyonları, ya da cinsellikle ilgili yaşadığınız problemleri mutlaka partnerinizle paylaşın. Çözüm bulamadığınız problemleriniz için uzmandan yardım almaktan kaçınmayın. Çünkü kötü bir cinsel ilişki, hem sizi hem partnerinizi oldukça olumsuz yönde etkileyecektir.
Kendinize özen gösterin. Beni böyle sev seveceksen gibi bir şey çok da söz konusu değil. Öz bakımınıza özen gösterin, giyiminize kuşamınıza, davranımlarınıza, sözlerinize. 
Onsuz yaşayamam, ona ihtiyacım var gibi düşüncelerinizi yıkın. O olmasa da yaşayabileceğinizi ve ayakta durabileceğinizi kabullenin.
Son olarak mükemmel ilişki tabi ki mümkün değil. Her ilişkinin inişleri ve çıkışları olur. Önemli olan bu iniş ve çıkışlarda ki tutum ve davranışlarınızdır. Daha iyisini bulabilirim daha iyi bir ilişki yaşayabilirim düşüncesi yerine içinde bulunduğunuz ilişkide tatmin olabileceğiniz şeyler yaratmayı deneyin. Yukarı da anlattığım maddeleri ilişkinize geçirdiğiniz zaman mükemmel olmasa da oldukça sağlıklı ve mutlu bir ilişki yaşadığınızı göreceksiniz.
Instagram/psk.gulcinkeskin

Beslenme ile Depresyondan Kurtulmanın Yolları

Depresyon kişinin kendini mutsuz, değersiz, huzursuz, çaresiz hissetmesi durumudur. Depresyondaki kişi daha önceden yaptığı şeylerden zevk almamaya başlar. Kendisine ve çevresine karşı ilgisizleşir. 
Zaman zaman hepimiz kendimizi mutsuz, değersiz ve çaresiz hissederiz. Bu demek değildir ki depresyondayız. Kişinin kendisine depresyondayım diyebilmesi için bu duyguları en az 2 hafta boyunca her gün hissediyor olması gerekir ve bu duygular kişinin işlevselliğini bozuyor olmalı.
Gelelim depresyonun nasıl medyana geldiğine. Yaşanılan sorunlar çoğu zaman ruh halimizi bozuyor, bozulan ruh halimiz kimyamızı bozuyor dolayısıyla mutlu olmamızı sağlayan dopamin, nörepinefrin ve serotonin gibi çeşitli nörotransmitterlar de bozulmalar meydana geliyor ve depresyona giriyoruz. 
Peki beslenme açısından depresyonun nedenleri nelerdir?Omega-3 oranı düşük olan kişilerde depresyon sık görülmüştür ve omega-3 yağ asidi verilmiş kişilerde depresyon oranının %48 oranında düştüğü görülmüştür. 
Depresyon-Kolesterol Kolesterolu düşük olan kişilerin serotonin seviyeleri de düşüktür. Kolesterol eksikliği, serotonin metobolizmasını bozar ve kişinin depresyona girmesine yol açar.
Depresyon ve İnositolÇeşitli araştırmalarda depresyonda olan kişilerin inositol seviyesi düşük bulunmuştur. Depresyonda olan kişilerin günde 12 g inositol alması durumunda depresyonda bariz düzelmeler görülmüştür. İnositolun bulunduğu yiyecekler; buğday tohumunda, muzda, karaciğerde, kahverengi pirinçte, yulafta, kuru yemişlerde, kuru üzümde ve sebzelerde bulunur.
B12 Vitamini ve DepresyonB12 vitamini yetersizliği olanlarda en az iki kat fazla depresyon riski vardır. Peki hangi besinlerde B12 vitamini vardır? Balık yumurtası B12 açısından en zengin besindir. Kuzu ciğeri, kaz ciğeri, dana ciğeri de B12 vitamini açısından oldukça zengin besinlerdir. B12 bakımından zengin diğer ürünler; Yağsız yoğurt, yağsız süt, tam yağlı yoğurt ve süt, tavuk karides, geyik eti, deniz yosunu, maya ve sakatat.
Depresyon ve B6 VitaminiDepresyonlu hastaların birçoğunda B6 vitamini düşüktür ve vitamin tedavisine olumlu cevap verirler. B6 vitaminin bulunduğu besinler; pirinç, buğday, kurutulmuş bitkiler ve baharatlar, antep fıstığı, sarımsak, ciğer, ay çekirdeği, susam, balık ve fındık.
Selenyum ve Depresyon Selenyum seviyesi düşük olan kişilerde depresyon görülmüştür. Günlük 60-220 gr selenyum alımında depresyon semptomları düzelmiştir. Selenyumun bulunduğu besinler; Yumurta, mantar, esmer pirinç, yulaf, soğan, istiridye, sarımsak, tahıllar. 
Çinko ve DepresyonDepresyonu olan kişilerin önemli bir bölümünde çinko düzeyleri düşük bulunmuştur. Çinko düzeyleri düştükçe depresyonun derecesi de artmaktadır. Çinko az da olsa günlük alınması gereken mineraller arasındadır. Alınması gereken miktar yaş grubuna göre değişiklik gösterir. Çinko bakımından zengin olan besinler; Ispanak, kuzu ve sığır eti, mantar ve susam çinko bakımından zengin besinler arasında ilk sıralarda gelmektedir.
Demir ve DepresyonDemir dopamin sentezi için gereklidir. Demir eksikliği olanlarda depresyon sıktır ve demir tedavisi ile düzelir. Demir açısından zengin besinler; Sebze (ıspanak, bezelye, brokoli) Tahıl (tam buğday ekmeği, mısır, yulaf) Meyve (çilek, karpuz, incir) diğer besinler (soya peyniri, domates, mercimek, fasulye) .
Magnezyum yetersizliği ve DepresyonMagnezyum yetersizliği depresyondan psikoza çeşitli psikiyatrik semptomlara neden olabilmektedir. Ağır şiddetli magnezyum eksikliğinde depresyon görülmektedir. Magnezyum seviyesinin arttırıldığında depresyonda iyileşmeler görülmüştür. Magnezyum bakımından zengin besinler şunlardır; Ispanak, kabak çekirdeği, yeşil fasulye, soya fasulyesi, susam, ay çekirdeği, siyah fasulye, kaju .
Depresyon-ProbiyatikDepresif hastaların birçoğunda sindirim sorunları vardır. Probiyatikler sindirim sorunlarının giderilmesine yardımcı olurlar. Kefirin depresyonu azaltıcı etkisi vardır bunun yanı sıra probiyatik bakımından zengin olan birçok besin vardır; yoğurt, kefir, salatalık ve lahana turşusu, keçi sütü, ayran, kombu çayı, bitter çikolata şalgam, sirke, nar ekşisi ve boza gibi..
D vitamini ve DepresyonGüneşe maruz kalma derecesi ile serotonin düzeyleri arasında pozitif bir korelasyon saptamıştır. D vitamini tedavisi alan hastalarda depresyon hızla düzelmektedir. Düşük D vitamini düzeyi kronik yorgunluğa ve depresyona yol açabilir. D vitamini eksikliğini güneşin yanı sıra şu besinlerden elde edebilir; Peynir, tereyağı, yağlı balıklar (somon, uskumru ve ton balığı) istiridye, balık yağı, yumurta ve patates.
Melatonin ve DepresyonDüşük dozlarda melatoninin kış depresyonundaki semptomları hafiflettiği görülmüştür.  Melatoninin major depresyonu olan hastaların uyku bozukluklarında da yararlı olduğu gösterilmiştir. Melatonin depresyonu artırma etkisi de olabileceğinden dikkatli (hekim kontrolü altında) kullanılması gerekir. Peki hangi besinler melatonin bakımından zengindir? Kızılcık, vişne, papatya, anason, ceviz, badem ve fındık.
Besin alerjisi ve DepresyonBesin alerjileri çeşitli mental bozukluklara ve depresyona yol açmaktadır. Geleneksel depresyon tedavisine cevap vermeyenlerde besin alerjilerinin olup olmadığı araştırılmalıdır.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

İlişkimi Nasıl Kurtarabilirim?

   Şüphesiz ki ilişkisi kusursuz olan kimse yoktur. Her ilişkide inişlerin ve çıkışların olması oldukça normaldir. Peki bu inişler hiç çıkışa varmıyorsa? İlişki günden güne ayrılığa sürükleniyorsa? O çıkmazdan kurtulmak için ne yapacağız? Bunları size maddeler halinde anlatacağım.
1. İlişkinizde bir şeylerin yolunda gitmediğini anladığınız an buna müdahale edin. Sorunların kendi kendine çözülmesini beklemeyin, ÇÖZÜLMEZ! Sorun her neyse bunu partnerinizle konuşmayı deneyin. Konuşma esnasında dikkat edeceğiniz iletişim kurallarından bir başka yazımda bahsetmiştim.2. 1 kerecikten bir şey olmaz bir daha yaparsa o zaman konuşurum. Sorunlarınız çığ gibi büyümeden ilk seferde müdahale edin. Aksi takdirde çözmeniz gereken bir değil bin sorununuz olacak.3. Soruna odaklan. Sen haklısın ben haklıyım savaşına döndüğü an iki tarafta haksız konumuna düşecek. Haklı olduğunda mı daha iyi hissedeceksin yoksa ortada bir sorun kalmadığında mı?4. Bu ilişki biterse mi daha mutlu olacaksın yoksa devam ederse mi? Bunun kararını sadece sen verebilirsin. Bu konuda dışarıdan gelecek müdahalelere açık olma. İlişkinde olup biteni sen ve partnerin dışında daha iyi anlayacak kimse yok.5. Bir sorun varsa bu ikinizin sorunudur. Bir suçlu aramaya değil hataları bulmaya odaklanın. Karşılıklı olarak hatalarınızı kabullenirseniz çözüme ulaşmanız daha kolay olacak.6. Partnerini cinsellikle cezalandırma. Unutma onu bu yolla cezalandırırsan reddedilme duygusuyla özgüveni zedelenecek ve özgüvenini tamir etmek için başka yollar arayacak.7. İlk adımı o atsın niye hep ben çabalıyorum? Eğer değer veriyorsan onu önemsediğini göstermelisin. Önemsenmek ve onun için bir adım attığını görmek onu motive edecek. Sonuç güzelse ilk adımı kimin attığının ne önemi var? 8. Önemse dediysem onu dünyanın merkezi de yap demedim. Her şeyin azı karar çoğu zarar demişler. Sende bir bireysin o da. Partnerinin benliğine sürekli olarak müdahalede bulunma. Özel alanlarınız olsun. Ayrı ayrı planlar yapın. Benliğinizi koruyarak biz olabilirseniz ilişkinizin ne kadar güzel ilerlediğini görebilirsiniz.9. Sırf aranız kötü diye iyice uzaklaşma. Bu onu daha da uzaklaştırmaktan başka ne işe yarayacak? Bir demet çiçek, küçük romantik bir not. Bunları partnerinden esirgeme. Olağanın dışında yaptığın en küçük bir jest bile ilişkinize iyi gelecek.10. Bütün bunları yaptın mı? Hala hiçbir şey yolunda gitmiyor mu? Bu biten ilk ilişki değil son da olmayacak. Mutlu olman için her zaman başka seçenekler olacak.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

İlişkilerde yapılan iletişim hataları

Belki de ilişkimizi temelinden sarsan şey budur? Konuşamadığınız bir eş/partner ile nasıl anlaşırsınız? Kendinizi ona nasıl anlatırsınız? Rahatsızlık duyduğunuz şeylerden nasıl bahsedersiniz? Kısacası karşınızda sizi anlamayan bir eş/partner var ise o ilişkide nasıl yol alırsınız.
Hepimiz çok severek ilişkilere başlıyoruz. Çoğu zaman bu aşk birçok iletişim sorununu tolere ediyor. Ama ya tolere etmemeye başladığında? Ben söyleyeyim. İlişkiniz sen haklısın ben haklıyım savaşına dönüyor. Bir bakmışsınız birbirinizi anlamaya değil cevap vermeye yönelik bir iletişim kurmaya başlamışsınız. Şimdi size yaptığımız iletişim hatalarından bahsetmek istiyorum.
1) Bir konu ile ilgili konuşmaya başladığınızda genelde hep karşı tarafı suçlu buluyorsunuz değil mi? Sanki size karşı yaptığı tek bir iyi davranış yokmuşçasına eşinizle ilgili ne kadar olumsuz davranışı varsa peş peşe söylüyorsunuz. Gelin bunu hepimizin başına gelmiş olan bir örnekle somutlaştıralım. “Sen zaten hep arkadaşlarınla dışarıya çık, gez eğlen. Hep onlarla ilgilen. Bana gelince hep işin var zaten.” Halbuki bunu böyle ifade etmek yerine ‘’Bana daha çok vakit ayırabilmeni isterdim, bende seninle dışarıda vakit geçirmek istiyorum’’ desek daha yapıcı bir eleştiri yapmış olmaz mıyız? Suçlayıcı ve yıkıcı eleştiriler, yaptığımız en büyük iletişim hatalarından biridir. İlişkilerinizde daha yapıcı eleştiriler de bulunmaya özen gösterin.
2) Eşiniz kötü bir şey yaptı mı vay haline! Hemen başlıyorsunuz dimi? Vay efendim sen 10 yıl öncede böyleydin insan 7 sinde neyse 70 inde de odur. Sen değişmezsin. Senin babanda böyleydi zaten. Sanki o an onu kırmaya kızdırmaya programlanmış gibiyiz. Peki bu sorununuza çözüm oluyor mu gerçekten? Yapmakta olduğu şeyi bir daha yapmıyor mu? Pek sanmıyorum.. İlişkilerinizde genellemeler yapmayın. Rahatsız olduğunuz şey her neyse bunu geçmişi ya da başkalarını karıştırmadan söyleyebilirsiniz. Buna da somut bir örnek verecek olursak. ‘’Beni arkadaşlarının yanındayken hep yalnız bırakıyorsun! Ben orda yokmuşum gibi davranıyorsun! yerine ‘’Arkadaşlarının yanına gittiğimiz zaman kendimi yalnız hissediyorum, onların yanındayken benimle biraz daha ilgilenebilir misin? Bakınız ne kadar yapıcı ve çözüm odaklı bir iletişim türü öyle değil mi?
3) Hepimiz kahiniz! Partnerimizin bir şeyi söylerken aslında ne düşünerek söylediğini ondan daha iyi biliyoruz. ‘’Sen böyle söylüyorsun ama ben senin aklından ne geçtiğini çok iyi biliyorum!’’ Dinlemek yok, anlamaya çalışmak yok. Partnerinizin neyi ne düşünerek söylediğini ondan daha iyi bilmeniz mümkün değil. O yüzden akıl okumaktan vazgeçin.
4) Herhangi bir kavgada yaptığımız ilk şey ne? Geçmiş hataları su yüzüne çıkarmak. İçinde bulunduğunuz kavganın o hatalarla hiç alakası yoktur ama siz geçmişte yapılan sayısız hatayı haklı çıkmak uğruna gündeme taşırsınız. Bu kavganızı ne yazık ki daha iyi bir yere taşımaz. Bırakın geçmiş geçmişte kalsın.
5) Diyelim ki partnerinizin değiştirmesini istediğiniz bir davranışı var. Aylardır, yıllardır bu davranışın değişmesini bekliyorsunuz. Sonunda eşiniz bunun için bir adım attı. Peki siz ne yapıyorsunuz? ‘’Geçti Borun pazarı sür eşeğini Niğde’ye .. Bunu zamanında yapacaktın artık çok geç.’’ Bu partnerinizin motivasyonunu mahveder. Onun değişime olan arzusunu kırar. Oysaki bunun yerine ‘’Bunca zamandır değişmeni bekliyorum, bunun için bir adım atmış olman beni sevindiriyor’’desek daha motivasyonel yaklaşmış olmaz mıyız?
6) Bir sorun varsa mutlak suretle onun sebebi SENSİN! Ben sütten çıkmış ak kaşığım bütün suç sende! Sürekli olarak partnerinizi suçlamak onu kızdırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bir kavga varsa orada 2 kişi vardır. Bütün sorumluluğu partnerinizin omuzlarına yüklemeyin.
7) İstiyoruz ki partnerimizin söylediği her şeyin bizim nezdimizde mantıklı bir açıklaması olsun. ‘’Allah aşkına bu söylediğinin bana mantıklı bir tarafını göster’’. Belki söylediği şey ona göre çok mantıklı? ‘’Bu söylediğin bana pek mantıklı gelmedi ama madem bu kadar istiyorsun peki tamam’’ diyebilmek sizce de partnerinize kendini daha iyi hissettirmez mi?
8) Niyetin partnerini anlamak, onunla bir şeyler paylaşmak onu dinlemek olsun. Daha partnerinin konuşması bitmeden çözüme yönelik önerilerde bulunmaktan vazgeç. Belki de partnerin o an sadece seninle bir şeyler paylaşmak istiyordur. Ne dersin ?
9) ‘’Beni sen böyle yaptın! Ben eskiden hiç böyle bir adam değildim’’. ya da ‘’Bende bir problem yok sorunlu olan o! O bir psikoloğa gitsin bakın her şey nasıl düzelecek. ‘’ gibi sürekli sorunu karşı tarafa yüklemek yaptığımız en büyük hatalardan biri. Hatalardaki sorumluluğunuzu üstlendiğiniz zaman çözüme daha kolay ulaşacağınız kesin. İlişkilerinizde, bahsettiğim bu iletişim hatalarından mutlaka vardır. Bunları düzeltmeye yönelik bir adım attığınızda ilişkinizde gözle görülür değişiklikler olduğunu fark edeceksiniz.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

Sorunlu ilişkiler ve Cinsellik

Günümüzde çiftler ilişkinin her evresinde, gerek flört gerek nişanlılık gerek evlilik olsun problemler yaşıyor. Çiftler bu sorunları ilişkinin bazı evrelerinde görmezden geliyor ve üzerine konuşulmayan sorunlar ilerde çığ gibi üstlerine yıkılıyor.

Bu sorunlar partnerlere sorulduğunda genelde beni anlamıyor, benimle ilgilenmiyor, hep ailesinden taraf oluyor şeklinde çoğalabiliyor. Kimse cinsellik üzerine konuşmaya yanaşmıyor. Maalesef ki cinsellik bize küçük yaşlardan itibaren ayıp günah konuşulmaz olarak öğretildi. Dolayısıyla bu kemikleşmiş yapıyı kolay kolay hiçbirimiz kıramıyoruz ve temeli aslında cinsellik olan sorunlarımızı başka sorunlar yaratarak çözmeye çalışıyoruz ve çoğu zaman da çözemiyoruz.

Cinsellik nedir? Doğru cinsellik nasıl olmalıdır? Cinsel sorunlar nelerdir? Çoğumuz bu konuda çok doğru bilgilere sahip değil ne yazık ki.

Peki cinselliğin ilişkimize etkisini hepimiz biliyor muyuz? İyi bir cinsellik ilişkimizi 10 üzerinden 1 etkilerken kötü bir cinsellik ilişkimizi yıkacak kadar büyük bir etkiye sahip, yani 10 üzerinden 9. Evet yanlış duymadınız! Bu sorun ilişkinizin sonu bile olabilir. Kastettiğim şey kısa süreli bir cinsel sorun değil elbette. Bazen stres, ölüm, ekonomik sorunlar gibi nice sebepten ötürü cinselliğimiz kötü etkileniyor olabilir bu çok normal. Ama sorununuz senelerce sürüyorsa ve bunu bir sorun olarak görüp tedavi adına bir şeyler yapmıyorsanız EYVAH, ALDATILDINIZ!

Kadınlar da erkekler de hayatları boyunca hazzı ararlar, bu haz arayışının bir sonu yoktur hep daha fazla haz isterler ve eninde sonunda partnerinde bulamadıkları hazzı başkalarında aramaya başlarlar. Çözülemeyen cinsel sorunların tek belirtisi aldatılma değil elbette. Hazza ulaşamayan partner eşine karşı bir öfke beslemeye başlar, bu öfke ilişkiyi günden güne içinde yaşanılamayacak bir hale getirir ve kötü giden bir ilişkide cinsellikte daha da kötüye gider ve gördüğünüz gibi kısır bir döngü oluşur.

Cinsellik te su içmek, yemek yemek ve uyumak kadar önemli bir ihtiyaç. Düşünün ki 20 saattir su içmediniz o kadar susadınız ki karşınızda bir bardak buz gibi bir su duruyor ama karşınızda ki kişi suyu içmenize izin vermiyor. Karşınızda ki kişiye karşı ne hissedersiniz? Öfke! Kötü bir cinsellikte sizi su içmenize izin vermeyen kişi gibi  kızdırır o orda duruyordur ve içemiyorsunuzdur. O yüzden problemlerinizi görmezden gelmeyin, kendi ilişkinizin katili olmayın.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin

Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

Fetişizm

Fetişizm, cinsel heyecan veren herhangi bir nesneyi, bir kişiyi değil kişinin bir parçasını veya kişiyle ilgili bir nesneyi temsil eder. Yani kişi bir bütün halinde kadını kabul etmiyor, kadını parçalara ayırarak kadının bir parçasına odaklanıyor. Daha çok erkeklerde görülen bu bozukluk cinsel sapkınlıklar arasında yer alıyor.

Fetişlerin cinsel haz ya da cinsel doyum amacıyla kullanılışları farklıdır. Fetişi koklama, öpme onunla masturbasyon yapma şeklinde olabilir.

Genellikle birçok insan için vücudun belirli bölümleri cinsel açıdan uyarıcıdır. Ancak fetişlerde durum böyle değildir. Onlarda cinsel uyarılmaya yol açan şey vücudun tek bir bölümü (ayak gibi) ya da cinsel haz uyandıran herhangi bir nesne olabilir. Fetişler için eldivenler, ince topuklu ayakkabılar, çoraplar, iç çamaşırları cinsel uyarılmaya neden olabilir.

Elbette ki her insan bunlardan etkilenebilir. Fakat fetişlerde durum böyle değildir. Onlar bu nesneler olmadan hiçbir cinsel uyarılma hissetmemektedir. Fetişler bu uyaranlara karşı olan saplantılarını sapık olarak adlandırılacaklarından korktukları için çoğu zaman dile getiremediklerinden mastürbasyonu tercih etmektedir.

Ne zaman tedavi gereklidir?
Tedaviden kastım bu durumu tamamen ortadan kaldırmak değil, fetişizme yeni bir düzenleme getirmektir.
1- Eğer bu nesnelere saplanıp kaldıysanız ve onlar olmadan başka bir uyarandan zevk almıyorsanız.
2- Kullanılmış eldiven, çorap ayakkabı çalma eğilimindeyseniz.
3- İlişkiniz ve yaşam kaliteniz bozulduysa.
Mutlaka bir uzmandan destek alınız.


Geç Boşalmanın Nedenleri

Erken boşalmaya nazaran daha az görülen geç boşalmanın stres, gerginlik, suçluluk, mükemmelliyetçilik gibi birçok nedeni var ve her ne kadar herkesin istediği bir şeymiş gibi görünse de bu durumdan rahatsız olan ve ilişkisi bozulan birçok erkek var. Geç boşalmada erkekler bazen hiç boşalamamakta ya da sadece mastürbasyon yoluyla boşalabilmektedir ve boşalabilmek için 30 dakikadan fazlasına ihtiyaçları vardır.

Gelelim cinsel işlev bozukluklarında erkeklerde orgazm bozukluğu kategorisine giren geç boşalmanın nedenlerine..

Katı dini kurallar
Kadınlara karşı cinsel isteksizlik
Cinsel travmalar
Aşırı kontrolcü kişilik yapısı
Hamile bırakma korkusu
Kişinin partnerine karşı öfke ve nefret beslemesi
Anneden ayrılamayan ve dolayısıyla partneriyle sağlıklı bir bağ kuramayan kişiler
Bazı ilaçların kullanımı (antidepresanlar)
Parkinson hastalığı, aşırı alkol kullanımı, yüksek kan şekeri
Cinsellik saatlerce sürmeli, ikimizde aynı anda orgazm olmalıyız gibi cinsel mitler de kişiyi geç boşalmaya itiyor.

Tedavisi: Sevişmenin verdiği hazza odaklanın, hedef odaklı olmayın, partnerinizle cinsel fantezilerinizi paylaşın. Boşalma odaklı olmamak zevki arttıracağı için boşalmayı kolaylaştırır. Tanı ve tedavi için deneyimli bir cinsel terapiste danışın.