İlişkinin Gereksinimleri

  İnsan canlısının evlilikten beklentisinin ayarsızlığını, evlenmiş olan herkes bilir. Sevilmek, hem de beğenilmek, onaylanmak, cinsel yönden çekici bulunmak, sözü dinlenmek-önemsenmek, ailelerin sevilmesi yahut sevilmiyorsa fark ettirilmemesi, parasal ortaklık.. Ve asıl bomba bunların hepimiz tarafından koşulsuz ve her zaman istenmesi demiş sevgili Dr. Gülcan Özer kitabında.

  İlişkiyi sağlıklı bir biçimde devam ettirebilmenin elbette ki birçok unsuru var. Aslında birçoğumuzun bildiği fakat uygulama noktasında hayata geçiremediği. Peki bunlar neler?

Saygı: Size saygı duymayan birine olan sevginiz zaman içerisinde azalarak biter dolayısıyla ilişkinin başlamasında ve devamlılığında saygı istisnasız ön koşul.

Sevgi: Sevgi bir ilişkinin yakıtıdır. Hataları tolere edebilmenin, fedakarlık yapabilmenin, iletişebilmenin, sırf onu seviyorsunuz diye sevmediğiniz, istemediğiniz birşeyi o istiyor diye yapabilmenizin olmazsa olmazıdır.

Romantizm: Uzun soluklu bir ilişki hayal ediyorsanız sıradanlıktan uzak kalmak zorundasınız. Romantizm ille de mum ışığında yemek yemek, hergün ellerinde çiçeklerle gelmek demek değildir. Olağanın dışında yaptığınız, ilişkinizi sıradanlıktan kurtaracağınız herhangi bir şey romantizm sayılabilir. Hergün aşkım dediğiniz birine birgün de hayatım demek, hergün mutfakta yemek yemek yerine birgün de salonda yemek yemek gibi.

Doğru cinsellik: Doğru rollerde sevişiyor musunuz? Sosyal kimlikleriniz yatak odanızın dışında kalıyor mu? Kadın da erkek te kendi rolünde sevişmeli. Partnerinize kendinizi anne gibi ya da baba gibi hissettirecek davranımlarda bulunmayın. Partnerinizin bireysel ihtiyaçlarını karşılamayın, bunlar kadını kadın rolünden çıkarıp anne rolüne geçirir bu da sizin kadınsı imajınızı zedeler.

Değer görme: Kendimi değersiz hissediyorum. Bunu eminim ilişkinizin bir evresinde hepiniz söylemişsinizdir. Ama değerli hissetmeniz için partnerinize neler yapması gerektiğini birçoğunuz söylememişsindir. İletişime açık olun, beklentilerinizi dile getirmekten kaçınmayın.

Sadakat: Sadakatsizlik.. Partnerinizin bilgisi dahilinde olmayan, onu üzecek ilişkinize zarar verecek herhangi bir davranış. İlişki içinde mutsuzluğa ve derin problemlere yol açar.

Doğru iletişim: Bütün problemlerin asıl nedeni. İLETİŞİMSİZLİK.. Konuşmak, anlamak, anlatmak, dinlemek, uygulamaya çalışmak, anlamadığında tekrar tekrar sormak. İletişimin önündeki engelleri keşfetmek, ortadan kaldırmaya çalışmak gerekirse bir uzmandan destek almak önemli.

Kaliteli zaman: Aynı anda aynı şeyi yapabilme becerisi. Tabi aynı anda televizyon izlemek telefonla vakit geçirmek buna dahil değil. Ama karşılıklı susmak kaliteli zamana dahil. Bunu yaşam biçimi haline getirebilmelisiniz. Zamanını ve aktivitesini ortak olarak ayarlayabilmelisiniz.

Uygun ideal ortam: Eğer ailenizle aynı apartmanda ya da yakınlarında oturuyorsanız bunun sınırını çok iyi korumalısınız. Aileler ya da üçüncü kişiler ilişkiye müdahil olmamalı. Sorunlar daima iki kişi arasında çözülmeli. 

Sevgilerimle
Uzm. Klinik Psikolog Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin

Aldatmanın Nedenleri

 Kişinin yakın ilişki kurduğu partneri dışında 2. bir şahsa karşı duygusal ve cinsel anlamdaki ilgi ve yakınlığına aldatma diyoruz. Aldatma 4 çeşittir.

Duygusal Aldatma: Yakın ilişki kurduğu partneri dışında ötekine karşı duyduğu salt duygu ve ilgi. Fiziksel bir birlikteliği içermez. Kişi seviyordur, bazen karşılıklı bazense platoniktir.

Cinsel İçerikli Aldatma: Partneri dışında kişinin ötekine karşı duyduğu cinsel anlamdaki ilgi ve yakınlık. Mastürbasyon yaparken başka birini düşünmek bile aldatmadır. Kadınların %40ı Erkeklerin %80 i aldatıyor.

Pasif Aldatma: Eyleme geçmemiş duygusal ve cinsel aldatma biçimine denir. Birinin ilgisinden hoşlanma, birini takip etmekten hoşlanma gibi.

Aktif Aldatma: Partneri dışındaki kişiye duymuş olduğu fiziksel duygusal ve mekânsal anlamdaki ilgi duyma biçimi.

Peki ya kişiler neden aldatıyor?
Aile baskısıyla yapılan gönülsüz evliliklerde kişilerden biri aldatıyor.
Pasif, bağımsız ve sorumluluk almayan partnerler aldatıyor.
Fiziksel şiddete maruz kalan partnerler aldatıyor.
Eşlerden birinin alkol ya da başka bir bağımlılık yapıcı madde kullanımı varsa zaman içinde aldatmalara sebep oluyor. (Kumar, porno, oyun)
Aşırı kıskanç ve pornografik bağımlılığı olan partnerler aldatıyor.
Erkeğin ya da kadının başka adamlara ya da kadınlara ilgi gösterip eşine göstermemesi aldatmaya sebep oluyor.
Aile çatışmalarında ne olursa olsun annesini tutan eşini savunmayan kişiler aldatıyor.
Eşin uzun süre evden ayrılmasını gerektirecek işler yapması aldatmaya sebep oluyor.
Eşleriyle kaliteli zaman geçiremeyen eşler aldatıyor.
Uzun süre baskı altında kalan partnerin statü anlamında yükselmesi durumunda aldatma görülüyor.
Eşinden başka hiç flörtü olmamış kişiler aldatıyor.
Doğum sonrası rollerle ilgili sıkıntılar ve cinsel anlamdaki uzaklaşmalar.
Cinsel açıdan tatminsizlik  ve doyumsuzluk.
Etrafında eşini aldatan kişinin çok olması aldatmalara sebep oluyor.
Sosyo ekonomik problemler ilişkinin bozulmasına ve aldatmaya sebep oluyor.

Sevgilerimle 
Uzm. Klinik Psikolog/İlişki ve Cinsel Terapisti
Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr

Sevgililer Gününde Yalnızlık

 Kendisiyle gurur duyan çocuklar mutludur ve başarılı olma olasılığı yüksektir. Özgüvenli çocukların sevme, öğrenme, üretme becerileri diğer çocuklara nazaran daha güçlüdür. Bu yeteneklere sahip çocukların gelecekteki yaşamlarında oldukça pozitif bir kişilik özelliğine sahip olduğu gözlemlenmiştir. Ebeveynler çocukların özgüven gelişiminin ilk ve en önemli basamağıdır. Bu yüzden onların payı bu anlamda oldukça büyüktür.

  Peki aileler bu gelişimi desteklemek için neler yapmalı?

1. Onu koşulsuz sevmelisiniz. Çocuğunuz ne yaparsa yapsın onu sevdiğinizi hissetmelidir. Ör; Odanı dağıtmana rağmen, notlarının kötü olmasına rağmen, seni çok seviyorum gibi. Eğer çocuğunuzun yanlış davranışlarını düzeltmek istiyorsanız, doğru davranışları için ona teşekkür etmeli ve doğru davranışı sürdürmesini sağlamalısınız. Sürekli kötü davranışını vurgulayarak iyi davranış geliştirmesini bekleyemezsiniz.

2. İstekleriniz konusunda açık olun. Çocuğun olumsuz davranışı yerine mutlaka alternatif önerilerde bulunun. Örneğin; Mutfakta portakallardan futbol oynamaya çalışan bir çocuğa hadi gel beraber onlardan portakal suyu sıkalım sana masal okurken sende onu içersin diyebilirsiniz.

3. Çocuğunuzu aktif olarak dinleyin. Çocuğunuz size bir şey söylemek istediğinde başka bir şeyle ilgilenmeden tamamen çocuğunuza odaklı onu dinlemelisiniz. Eğer uygun değilseniz, seni yarım saat sonra dinleyeceğim şuanda bir işle meşgulüm şeklinde cevap verip daha sonra da mutlaka söz verdiğiniz saatte onu dinlemelisiniz.

4. Çocuğunuzun her duygusunu önemseyin. Size komik ya da saçma gelen duygular onlar için önemli olabilir. O yüzden onu karşınıza alın ve duygusuyla ilgili onun anlayacağı dilden konuşun. Duyguları ciddiye alınan çocuk kendini ifade etmekten ve duygularını yaşamaktan korkmaz.

5. Çocuğunuzu değerlendirin. Çocuklar kötü şeyler yaptıklarında ilgi çekmek isterler, iyi şeyler yaptıklarında da aileleri onları görsün ve takdir etsin isterler. Bu yüzden küçük bile olsa yaptığı şeylerle ilgili pozitif geri bildirimlerde bulunun ve onu teşvik edin.

6. Çocuğunuzla kaliteli zaman geçirin. Çocuklar onlarla gerçekten ilgilenip ilgilenmediğinizi anlarlar. Bir elinizde telefon diğer taraftan çocuğun oyununa katılmaya çalışırsanız bu onu tatmin etmez, onlarla gerekirse sadece yarım saat ama çocuk odaklı oyunlar oynayın, yürüyüş yapın, parka gidin.

7. Çocuğunuzun kendi başına bir şeyler yapmasına izin verin. Ebeveyn olarak bazen onun yapamayacağını düşündüğünüzden bazen de sabırsızlıktan onların yerine bir işi yapıyor olabilirsiniz. Bu, çocuğunuza ‘’sen bunu yapamazsın’’ mesajı verebilir ve onun özgüvenini zedeleyebilir. Bu yüzden çocuğunuzu bazı şeyleri tek başına yapabilmesi için yüreklendirmelisiniz.

8. Çocuğunuza saygı gösterin. Bir şeye karar vermeden önce onunda fikrini alın. Bazı konularda kararı onun vermesine izin verin, kararında payınızın olmasını istiyorsanız ona sınırlı seçenek sunun. Örneğin; Parka giderken bu iki kıyafetten hangisini giymek istersin.

9. Çocuğunuzla daima göz seviyesinde konuşun. Bu onunla daha yakın bir ilişkiniz olmasını sağlayacaktır.

10. Çocuğunuzu başka çocuklarla kıyaslamayın. Başkasıyla kıyaslanan çocuklar kendilerini yetersiz hissederler bu da onların öfkeli ve mutsuz olmasına sebep olur.

Sevgilerimle
Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin

www.gulcinkeskin.com.tr
Instagram: psk.gulcinkeskin
Mail:bilgi@gulcinkeskin.com.tr

Othello Sendromu Nedir?

Adını Shakespearein Othello adlı eserinden alan othello sendromu sevdiğini hastalık derecesinde kıskanma durumudur. Günümüzde 3.sayfa haberlerinde sık rastladığımız kıskançlık cinayetlerinin sebebi olan othello sendromu tedavi edilmediğinde kişiler için tehlike oluşturan bir durumdur. Peki othello sendromu nedir, belirtileri nelerdir? bir bakalım.
1. Aşırı derecede her şeyden ve herkesten kıskanma. Giyilen bir bluzden, ses tonundaki farklılıktan, bir telefon konuşmasından bile aldatıldığını düşünen kişi her fırsatta eşinin telefonunu karıştırır sürekli olarak onu kontrol altında tutmak ister, ona ulaşamadığında kafasından onlarca senaryo geçer ve kafasından geçen senaryolar için delil aramaya başlar.
2. Kısıtlama. Partnerinin onsuz bir yere gitmesini istemez, sosyal hayatına, arkadaş çevresine karışır. Her fırsatta kendini onun yanında bulur. Evden çıkmasını ve başkalarıyla görüşmesini engellemeye çalışır hatta gerekirse bunun için şiddete bile başvurur.
3. Aldatılmaktan aşırı derecede korkma.
4. Partnerine kendini değersiz hissetmesi için sürekli hakaret etme.
5. Kontrolsüz ve aşırı tepki. En ufak bir şeyde bile (perdenin açık olması gibi) aşırı şüphe duyup aldtıldığını düşünen kişi partnerini sorguya çekip hırpalayabilir.
Peki othello sendromunun sebebi nedir?Çeşitli araştırmalar beynin sağ frontal lobunun düzgün çalışmamasının othello sendromuna neden olabileceğini öne sürüyor. 
Eşinin onu aldattığını düşünen kişi elinde hiçbir kanıt olmaksızın aldatıldığını kanıtlamak için sürekli bir arayış içindedir. Gerekirse onu takip eder ama aklından geçenleri ispatlayana kadar asla durmaz.
Bu rahatsızlığın tedavisi için ilk önerilen psikiyatrik tedavidir. Tedaviye ek olarak psikoterapi ve çift terapiside gidişatın düzelmesi için faydalı olacaktır.

Sevgilerle
Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram; psk.gulcinkeskin

Şiddetli Geçimsizlik

Genellikle çift terapilerinde sorunun ne olduğunu sorduğumda ilk duyduğum şeydir bu. ”Anlaşamıyoruz, burasıda çözüm olmazsa avukata gideceğiz zaten.” Çözümü kendi içinde bulamayan çiftler genellikle sürekli çatışır, ilişkileri kopma noktasına gelir. Peki şiddetli geçimsizliğin asıl sebebi ne? Biz şiddetli geçimsizliği nasıl sağlıklı bir geçimlilik haline dönüştürüyoruz? Gelin bundan biraz bahsedelim.
Tartışmak elbette ki sağlıklı bir davranıştır ama tartışmanın sonucu sürekli karşıdakini suçlamaya varıyorsa, kişiler sürekli geçmişteki hataları gündemin orta yerine koyuyorsa ve tartışmaya çözüm aramak yerine sürekli tartışmayı alevlendiriyorsa biz buna şiddetli geçimsizlik diyoruz. Çünkü bu kişiler tartışmanın amacını daima haklı olmak olarak görüyor ve dolayısıyla kendini haklı çıkarmak için sürekli karşıdakinin hatalarını ısıtıp ısıtıp partnerinin önüne sunuyor ee haliyle partneride karşı atak olarak savunmaya geçiyor.
Tartışmalarınızın amacı hiçbir zaman karşınızdakini suçlamak olmasın. İnsanlar hata yapar, eğer yanlış olarak değerlendirdiğiniz bir hata görüyorsanız bunu aynı gün içerisinde partnerinizle konusup onu suçlamadan, yargılamadan nasıl düzeltebileceğiyle ilgili çözüm odaklı bir konuşmaya davet edin. Karşımızdakinin sessiz sakin hatasını anlamasını beklersek hele bir de o bunu anlamazsa her tartışma da sen zamanında bunu da yapmıştın zaten diye, tartışmayı içinden çıkması mümkün olmayan bir hale getirirsiniz
Peki neleri düzeltirsek şiddetli geçimsizliği sonlandırırız bir bakalım.
1. Öncelikle partnerinizi tüm sakinliğinizle dinleyin. O kendini anlattıktan sonra böyle mi söylemek istedin diye anladığınız şeyi teyit ettirin daha sonrasında konuyla ilgili bir eleştiriniz varsa karşınızdakini kırmadan ve yargılamadan kendi fikrinizi sunun.
2. O anda konuştuğunuz konunun dışında başka konuları gündeme taşımayın, bu o andaki sorunun da çözülmesine engel olur ve karşınızdakini kızdırabilir.
3. Tartışmanın alevleneceğini yani birbirinizi kıracağınızı anladığınız anda, şuan da kendimi bu konuyla ilgili konuşabilecek kadar sakin hissetmiyorum bana biraz izin ver sakinleştiğimde bu konuyla ilgili tekrar konuşalım deyip farklı bir odaya geçip sakinleşene kadar partnerinizle konuşmayın, nefes egzersizi yapın, konuyu tekrar değerlendirin ve sakinleştiğinizde aynı konuyu konusmak için partnerinizin yanına gidin.
4. Rahatsız olduğunuz şeyleri siz söylemeden anlamasını beklemek yerine ona anlatmayı tercih edin. 
5. Tartışmalarınızda kıyas yapmayın ve üçüncü kişileri tartışmanıza dahil etmeyin. 
6. Amacınız haklı çıkmak ya da tamamiyle karşınızdakini haksız çıkarmak olmasın.
7. Partnerinizin aklını okumaya çalışmayın. ”Sen bunu söyledin ama ben senin bunu aslında ne niyetle söylediğini biliyorum, benim canımı acıtmak istiyorsun” gibi.

Sevgilerimle 
Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
bilgi@gulcinkeskin.com.tr
instagram; psk.gulcinkeskin

Kötü Giden İlişkiyi Kurtarmanın 9 yolu

   İlişkilerde ya da evlilikler de zaman uzadıkça bazı çatışmalar meydana gelir. Kişiler birbirini yanlış anlamaya başlar, bazı olumsuz tutum ve davranışlar sergilerler. Elbette ki her ilişkide belli dönemler bu sorunlar görülebilir ama asıl sorun bu değil tabii ki. Kişiler ilişkide bu noktaya geldiği zaman ne yapacaklarını çoğunlukla bilmezler. Çoğu zaman suçu kabul etmeme, daima karşıdakini suçlama, haklı çıkmaya çalışma ve öfkelenme görülür. Şimdi size 9 madde ile kötü giden bir ilişkiyi tekrardan nasıl güzel bir hale getirebiliriz onu anlatacağım.
1. Sorunlarınızı açıkça konuşun: Kişiler genellikle sorunu çözmeye yönelik pek konuşmaz. Hep sorun üzerine konuşur ve çatışmayı büyütür. Sorunu göz ardı etmeyin, üzerini kapatmayın. Aksine bütün sorunlarınızı tek tek masaya yatırın ve çözüm için ne yapabilirsiniz, ortak bir yol belirleyin.
2. Partnerinizi olduğu gibi kabul edin: Kişiyi kendi istemediği sürece kimse değiştiremez. Bundan dolayıdır ki onun üzerinde otorite kurmaya çalışmayın, baskıcı bir tutum sergilemeyin. Partnerinizi bunaltmadan onu olduğu gibi kabul ederek, ilgi gösterin.
3. Partnerinizden somut isteklerde bulunun: ‘’Benimle hiç ilgilenmiyorsun!’’değil. ‘’Bugün işten çıktıktan sonra benimle yarım saat ilgilenmeni, bana sarılmanı istiyorum’’deyin. 
4. Geçmişi sürekli gündeme getirmeyin: Bu ilişkiniz için yapacağınız en büyük kötülük olur. Çünkü geçmişi sürekli gündeme getirmek o gün olanı değiştirmediği gibi kişiyi öfkelendirir ve daha büyük çatışmalara sebep olur. O yüzden geçmişteki hataları bağışlayın, kendi hatalarınızı kabul edin ve tamamen bugüne odaklanın.
5. Cinsel yaşamınızı renklendirin: Tensel temasınızı arttırın. Partnerinizle aşk oyunları oynayın. Durduk yere ona erotik mesajlar atın, televizyon izlerken birden onu öpün, cinsel yaşamınıza değişik fantezileri dahil edin.
6. Olumluya odaklanın: Partnerinizin sürekli olumsuz yönlerinizi dile getirmeyin, onun olumlu yönlerini takdir edin. Onunla iletişim kurarken olumlu kelimeler seçin ve gülümsemeyi ihmal etmeyin.
7. Birlikte daha çok zaman geçirin: Kaliteli zaman kaliteli bir ilişkinin olmazsa olmazıdır. Birlikte yapmaktan mutlu olduğunuz şeyleri daha sık yapın. Hatırladığınızda mutluluk duyacağınız daha çok anı biriktirin.
8. Sana değer veriyorum: Bunu partnerinize sık sık hatırlatın. Onun fikirlerine saygı duyun, onu onaylayın, takdir edin, yanında olduğunuzu hissettirin, onu dinleyin. Son olarak onu asla başkalarıyla kıyaslamayın.
9. Onun bireysel alanına müdahale etmeyin: Yalnız kalmak istediğinde onu bunaltmayın. Arkadaşlarıyla vakit geçirmesine ve bireysel olarak yapmak istediği şeylere müsaade edin. İkinizin de özel alanları olsun.
Uzm. Klinik Psikolog Gülçin KeskinMental Psikolojik Danışmanlık Merkeziwww.gulcinkeskin.com.trMail:bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram: psk.gulcinkeskin 

Bu Hatalar İlişkinizi Bitirebilir

Büyük bir tutkuyla başladığımız ilişkimiz başlarda bize kusursuz gibi görünse de ilişkinin ilerleyen evrelerinde içinden çıkılmaz ve çözülmez sorunların olduğu bir ilişkiye dönüşüyor. Bunun en önemli nedenlerinden biri kişilerin birbirleriyle iletişememesi. Şimdi size ilişkilerimizde hepimiz bir kaçını mutlaka yaptığı hatalardan örneklerle bahsedeceğim.
Yıkıcı eleştiriler yapmak; Kişiler birbirlerinin sadece olumsuz yönlerine odaklanır ve yaptığı olumlu davranışları görmezden gelirler. Örneğin; Ne zaman dışarıya çıksak beni hep yalnız bırakıyorsun. Bunun yerine; Dışarıya çıktığımız zaman kendimi yalnız hissediyorum, benimle daha fazla ilgilenmeni isterdim. Bu hem amaca daha uygun hem de kişiyi yargılayıcı bir ifade değil.
Akıl okuma; Kişi partnerinin söylediği dışında söylemediği bir şeyi anlamaya çalışır ve söylenenin arkasında kötü bir niyet arar. Örneğin; Sen bunu beni anladığın için değil beni susturmaya çalıştığın için söylüyorsun. Hâlbuki hiçbirimizin akıl okuma gibi üstün yetenekleri yok.
Genelleme; Partnerinizin yaptığı tek bir hatayı sanki hep yapıyormuş gibi yansıtmak. Sen zaten hep kendini düşünürsün! Hep bencildin! Bu tarz söylemler kişiyi kızdırdığı gibi size çözüme yönelik bir şeyde kazandırmaz.
Geçmişi getirme; Her tartışmada tartışmanın konusundan apayrı konuları tekrar tekrar gündeme getirme. Örneğin; Sen 2 yıl önce de beni arkadaşlarının yanında rezil etmiştin zaten. 
Haklılık savaşları; Kişi tartışmada ki payını görmezden gelir ve daima kendinin haklı olduğunu iddia eder. Örneğin; 5 yıldır beraberiz tek bir tartışma bile benim yüzümden başlamadı. Dolayısıyla kişi kendi adına sorumluluk almadığı için çözüme ulaşmakta imkansız hale geliyor.
Mantık arayışı; Birinin söylediği diğerine her zaman mantıklı gelmek zorunda değil. Bazen sırf ona mantıklı geldiği için bir şeyleri yapabilmeliyiz. Kişiler ve onların bakış açıları farklıdır, bunu kabul etmeliyiz.
Seslerin yükselmesi; İletişim halindeyken bir taraf diğerine sesini yükseltiyorsa ilişkideki eşitlik bozulur ve iletişim bundan zarar görür. Kişilerin birbirini dinlemesi ve anlaması imkansız hale gelir.
Eğer partnerinizle ilişkinizde ve iletişiminizde bir problem olduğunu düşünüyorsanız öncelikle kendinizi dinleyin ve anlayın. Değişime kendinden başlamak sorunun çözümüne dair atılmış en büyük adımdır.
Sevgilerimle
Uzm.Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail:bilgi@gulcinkeskin.com.trInstagram: psk.gulcinkeskin

Partnerime Güvenmiyorum

En temel ihtiyacımız olan güven, bir kere kaybedildiğinde ilişkileri temelinden sarsıyor ve içinde yaşanılamaz bir hale getiriyor. Peki kişiler neden partnerine olan güvenini kaybediyor?
1 Kişinin partnerini kaybedeceği korkusuyla yalana başvurması. Buna verebileceğim en iyi örnek kişilerin bitmiş ilişkilerini ve ona dair detayları partnerlerinden saklaması. Saklanan bu ilişki bir şekilde gün yüzüne çıktığında kişide oluşan şüphe, güvensizliğin ilk tohumlarını serpmiş oluyor. Bu yalan kişiyi paranoya yapma derecesine kadar getirebiliyor. Bu yüzden ilişkilerde güvenin sağlanması için iki tarafında birbirlerine karşı dürüst olması ve biten ilişkilerine dair partnerlerine açık olması gerekiyor.
2 Aldatılma! Aldatılan kişi haklı olarak partnerine karşı derin bir güvensizlik duyuyor. Peki bu güvensizliğin aşılması için kişi ne yapmalı? Öncelikli olarak güven ortamının tekrardan sağlanması için partnerinin hala aldatılıyor olmadığından emin olması gerekir. Bunun haricinde aldatan kişinin belli bir süre partnerinin aramalarına öfkelerine ve sorularına karşı sabırlı olması ve yeni bir güvensizlik çıkmazı oluşturmamak adına sorularına dosdoğru cevap vermesi gerekir.
3 Yaşanılan olumsuz deneyimler. Kişi daha önceki ilişkilerinde yaşadığı olumsuz deneyimlerin her ilişkisinde olacağını sandığı için ilişki içerisinde paranoyaya düşüyor. Sürekli partnerinin telefonunu kontrol ediyor, sosyal medya hesaplarının şifrelerini istiyor, hiçbir karşı cinsle görüşmesini istemiyor. Bu ve bunun gibi birçok şeyle partnerini boğuyor ve belki ilişkisinin bitmesine sebep oluyor. Hâlbuki bu olumsuz deneyimler hayatın her alanında karşımıza çıkabilir elbette bunları yok sayamayız ama bunların hayatımızı kontrol etmesine izin verirsek hayatı kendi kendimize zindan etmiş oluruz. Hiçbir kişi bir diğeriyle aynı değildir dolayısıyla hiçbir kişilikte bir diğerininkine benzemez. Deneyimlerimiz bize her daim yol gösterir ve öğreticidir fakat bunun için her kişiyi ayrı değerlendirmek ve ayrı deneyimlemek gerekir.
4 Kişinin Özgüveninin Olmaması. Kendini yetersiz hisseden kişi, partnerine yetmeyeceğini ve onun kendisini mutlaka aldatacağını düşünür. Eğer böyle bir düşünceniz varsa öncelikle yetersizlik duygunuzun kaynağını saptayın. Daha sonra yetersiz olduğunuzu düşündüğünüz yönlerinizi geliştirmek için bir takım çalışmalar yapın ve bu duygunuzun kendi bakış açınız olduğunu farkına varın. Eğer bununla baş edemiyorsanız mutlaka bir uzmandan destek alın.
5 Partnerin İlgisizliği. Eğer kişi yeteri kadar partnerine zaman ayırmıyorsa onu duygusal anlamda tatmin etmiyorsa ve anlamıyorsa maalesef ki partnerinde bir güvensizlik duygusu meydana gelebilir. Kişinin burada yapması gereken; partneriyle bu konu ile ilgili konuşması ve bu ilgisizliğin sebebini sorgulaması. Daha sonra partnerinden beklediği şeyleri ona karşı açık bir şekilde ifade etmesi ve iletişimsel anlamla daha sağlıklı bir yöntem bulması. Eğer gerekiyorsa bir ilişki uzmanından destek alması.
Güvensizlik gibi birçok ilişkisel problem hayatınızı olumsuz yönde etkiler ve çözülmemesi durumunda depresyon gibi birçok psikolojik rahatsızlığa yol açar. Eğer ilişkinizde mutsuz olduğunuz bir konu varsa ve bununla baş edemiyorsanız, bunu önce partnerinizle çözmeye çalışın daha sonrasında çözemiyorsanız mutlaka biz uzmandan destek alın.
Instagram.com/psk.gulcinkeskinMail: pskgulcinkeskin@gmail.com

Evlilikte Altın Kurallar

1 Geleneksel ve öğrenilmiş alışkanlıklardan uzak durun. Yani; kadın dediğin evde oturur kocasını bekler, erkek dediğin sert olur kadına sözünü geçirir gibi. Evlilikler kişilerin üzerine kurulmuş çok özel bir yapıdır o yüzden bireysel ihtiyaçların yanı sıra evliliğin gerektirdiği paylaşımları yapmalı yanlış olan gelenek göreneklerin yerine iki tarafı da mutlu edecek sorumluluklar kazanılmalıdır.
2 Rolleri paylaşın ve ayrıştırın. Evliliğin içinde kişiler sadece karı-koca olmuyorlar. Buna ek olarak anne-baba, çocuk, mesleki roller gibi birçok role bürünüyorlar. Bu rollerin ayrımını yapın. Eşinize karşı anne ya da baba rolüne girmeyin ya da mesleki rollerinizi ilişkinizin içine dahil etmeyin.
3 Temel duygulanım farklılıklarını kabul edin. Kadın kadındır, erkek erkektir. İkisinin de olaylara bakışı ve duygulanımı farklıdır. O yüzden iki tarafta birbirini erkek gibi düşünmeye ya da kadın gibi düşünmeye zorlamamalı.
4 Evliliğin kurallarını birlikte yazın. Birbirinize dayatmalarda bulunmayın. Yani ne senin dediği olsun ne de onun. Ortak kurallar belirleyin.
5 Temel gereksinimlere önem verin. Olumlu ya da olumsuz bütün kıyaslardan kaçının. Örneğin; Yemeğin enfes olmuş aynı annem gibi! Ya da örneğin; Falancanın eşi ne güzel yemek yapıyor bir de seninkilere bak! gibi.
6 Cinsel hayatınızı renklendirin. Hiç şüphe yoktur ki cinsellik ilişkilerin en önemli parçalarından. O yüzden monoton bir cinsel hayattan kaçının. Birbirinize cinsel hayatınızı renklendirecek tavsiyelerde bulunun. Cinselliğinizin olumlu ve olumsuz yönlerini birbirinizle konuşun.
7 İletişim engellerinizi farkına varın. Eğer aranızda sağlıklı bir iletişim yoksa birbirinizi dinleyin, anlayın ve sağlıklı bir iletişim için neye ihtiyacınız olduğunu birbirinizle paylaşın.
8 Eşinizi değil kendinizi değiştirin. Anlaşılmaya değil anlamaya çalışın. Eğer ortada bir sorun varsa düşünün, neden bana böyle davranıyor acaba?
9 Partnerinizin egosunu ihmal etmeyin. Partnerinizin yaptığı şeylere değer verin, saygı gösterin. Bazen bir yemek sonrası ellerine sağlık hayatım bunu en iyi sen yapabilirdin demek bile karşınızdakini oldukça mutlu edebilir.
10 Sevgi, saygı ve güven bağını kurun. Benliğinizin sınırlarını koruyun. Özel alanlarınız mutlaka olsun. İlişkiyi zarar vermeyecek şekilde geçmişten gelen alışkanlıklarınızı yaşayabileceğiniz bir zaman dilimi belirleyin.
Instagram/psk.gulcinkeskin
Mail:pskgulcinkeskin@gmail.com

Mükemmel İlişki Mümkün mü?

İlişkiler de ve evlilikler de iki tarafında temel ihtiyaçları vardır. Bunlar; sevmek, sevilmek, değer vermek, değer görmek, romantizm, doğru iletişim, doğru cinsellik diye çoğaltılabilir. Bunlar dahilinde kişiler tartışmasız mutlu huzurlu bir birliktelik isterler. Peki, sizce bu mümkün mü? İlişkinizi başkalarının ilişkileriyle kıyaslamayın! Genelde bu birçok çiftin yaptığı bir hatadır. ‘’Bak, Ahmet karısına araba almış, evlilik yıldönümünde de Paris’e götürmüş, sende anca her akşam gel ne pişirdin diye sor!!’’ gibi.. Her ilişkide şartlar ve koşullar aynı değildir, kişiler ve karakterlerin aynı olmadığı gibi. İlişkinizi başka ilişkilerle kıyaslamak yerine, ilişkinizi kendi içinde kıyaslayın. Mesela, 2 sene önce ilişkimiz nasıldı bugün nasıl? gibi.. 
Ortak ilgi alanları bulun. Kaliteli zaman ilişkinin olmazsa olmaz ihtiyaçlarından biridir. Önemli olan beraber geçirilen zaman değil, zamanın niteliğidir. İkinizin de keyif aldığı aktiviteler elbet vardır, bunları keşfedin. İletişiminizin arttığını ve daha keyifli zaman geçirdiğinizi farkına varacaksınız.
Partnerinizle sıkıntılarınızı paylaşın. Bazen karşımızda bir kahin varmış gibi davranıyoruz öyle değil mi? Bir şeyden dolayı ona kırılıyoruz ya da kızıyoruz sonra somurtup oturuyoruz. İstiyoruz ki biz söylemeden o neye kırılıp kızdığımızı anlasın ve gönlümüzü alsın. Bu ne yazık ki mümkün değil. Neye kırılıp kızdığınızı söylediğinizde partneriniz sizi hem daha kolay anlayacak hem de aynı hatayı yapmaktan kaçınacaktır. 
Hissettiğiniz ve düşündüğünüz her şeyi partnerinizle paylaşın. Bastırılan duygular asla unutulmaz ve partnerinize karşı derinden bir öfke duymanıza sebep olur. O yüzden o an ona bir şey söylemek istiyorsanız mutlaka söyleyin. İçselleştirilen duygu ve düşünceler yıllar geçtikçe içinizde daha da büyük bir yer edinebilir.
İlişkinizi daima saygı çerçevesinde devam ettirin. Partnerinizin fikirlerine ve tercihlerine önem verin. Daima onunla aynı fikirde olmanız mümkün değil. Ama ona bu fikir ayrılıklarına rağmen saygı gösterdiğinizi ve sevdiğinizi hissettirin.
Partnerinize eski ilişkilerini sormaktan vazgeçin! Bunu yaparsanız zaman içerisinde kendinizi ister istemez bir kıyas içinde bulabilirsiniz.
İlişkilerinize kesinlikle 3. kişileri dahil etmeyin! Anne, baba, yakın arkadaş, kardeş yani hiç kimse! Problemlerinizi kendi aranızda çözün.
Cinsel ilişkinize önem verin! Cinsellik yaşamımızı sürdürebilmek için en temel ihtiyaçlarımızdan biri. Cinselliği konuşmaktan çekinmeyin. Sevdiğiniz ya da sevmediğiniz pozisyonları, ya da cinsellikle ilgili yaşadığınız problemleri mutlaka partnerinizle paylaşın. Çözüm bulamadığınız problemleriniz için uzmandan yardım almaktan kaçınmayın. Çünkü kötü bir cinsel ilişki, hem sizi hem partnerinizi oldukça olumsuz yönde etkileyecektir.
Kendinize özen gösterin. Beni böyle sev seveceksen gibi bir şey çok da söz konusu değil. Öz bakımınıza özen gösterin, giyiminize kuşamınıza, davranımlarınıza, sözlerinize. 
Onsuz yaşayamam, ona ihtiyacım var gibi düşüncelerinizi yıkın. O olmasa da yaşayabileceğinizi ve ayakta durabileceğinizi kabullenin.
Son olarak mükemmel ilişki tabi ki mümkün değil. Her ilişkinin inişleri ve çıkışları olur. Önemli olan bu iniş ve çıkışlarda ki tutum ve davranışlarınızdır. Daha iyisini bulabilirim daha iyi bir ilişki yaşayabilirim düşüncesi yerine içinde bulunduğunuz ilişkide tatmin olabileceğiniz şeyler yaratmayı deneyin. Yukarı da anlattığım maddeleri ilişkinize geçirdiğiniz zaman mükemmel olmasa da oldukça sağlıklı ve mutlu bir ilişki yaşadığınızı göreceksiniz.
Instagram/psk.gulcinkeskin

İlişkilerde yapılan iletişim hataları

Belki de ilişkimizi temelinden sarsan şey budur? Konuşamadığınız bir eş/partner ile nasıl anlaşırsınız? Kendinizi ona nasıl anlatırsınız? Rahatsızlık duyduğunuz şeylerden nasıl bahsedersiniz? Kısacası karşınızda sizi anlamayan bir eş/partner var ise o ilişkide nasıl yol alırsınız.
Hepimiz çok severek ilişkilere başlıyoruz. Çoğu zaman bu aşk birçok iletişim sorununu tolere ediyor. Ama ya tolere etmemeye başladığında? Ben söyleyeyim. İlişkiniz sen haklısın ben haklıyım savaşına dönüyor. Bir bakmışsınız birbirinizi anlamaya değil cevap vermeye yönelik bir iletişim kurmaya başlamışsınız. Şimdi size yaptığımız iletişim hatalarından bahsetmek istiyorum.
1) Bir konu ile ilgili konuşmaya başladığınızda genelde hep karşı tarafı suçlu buluyorsunuz değil mi? Sanki size karşı yaptığı tek bir iyi davranış yokmuşçasına eşinizle ilgili ne kadar olumsuz davranışı varsa peş peşe söylüyorsunuz. Gelin bunu hepimizin başına gelmiş olan bir örnekle somutlaştıralım. “Sen zaten hep arkadaşlarınla dışarıya çık, gez eğlen. Hep onlarla ilgilen. Bana gelince hep işin var zaten.” Halbuki bunu böyle ifade etmek yerine ‘’Bana daha çok vakit ayırabilmeni isterdim, bende seninle dışarıda vakit geçirmek istiyorum’’ desek daha yapıcı bir eleştiri yapmış olmaz mıyız? Suçlayıcı ve yıkıcı eleştiriler, yaptığımız en büyük iletişim hatalarından biridir. İlişkilerinizde daha yapıcı eleştiriler de bulunmaya özen gösterin.
2) Eşiniz kötü bir şey yaptı mı vay haline! Hemen başlıyorsunuz dimi? Vay efendim sen 10 yıl öncede böyleydin insan 7 sinde neyse 70 inde de odur. Sen değişmezsin. Senin babanda böyleydi zaten. Sanki o an onu kırmaya kızdırmaya programlanmış gibiyiz. Peki bu sorununuza çözüm oluyor mu gerçekten? Yapmakta olduğu şeyi bir daha yapmıyor mu? Pek sanmıyorum.. İlişkilerinizde genellemeler yapmayın. Rahatsız olduğunuz şey her neyse bunu geçmişi ya da başkalarını karıştırmadan söyleyebilirsiniz. Buna da somut bir örnek verecek olursak. ‘’Beni arkadaşlarının yanındayken hep yalnız bırakıyorsun! Ben orda yokmuşum gibi davranıyorsun! yerine ‘’Arkadaşlarının yanına gittiğimiz zaman kendimi yalnız hissediyorum, onların yanındayken benimle biraz daha ilgilenebilir misin? Bakınız ne kadar yapıcı ve çözüm odaklı bir iletişim türü öyle değil mi?
3) Hepimiz kahiniz! Partnerimizin bir şeyi söylerken aslında ne düşünerek söylediğini ondan daha iyi biliyoruz. ‘’Sen böyle söylüyorsun ama ben senin aklından ne geçtiğini çok iyi biliyorum!’’ Dinlemek yok, anlamaya çalışmak yok. Partnerinizin neyi ne düşünerek söylediğini ondan daha iyi bilmeniz mümkün değil. O yüzden akıl okumaktan vazgeçin.
4) Herhangi bir kavgada yaptığımız ilk şey ne? Geçmiş hataları su yüzüne çıkarmak. İçinde bulunduğunuz kavganın o hatalarla hiç alakası yoktur ama siz geçmişte yapılan sayısız hatayı haklı çıkmak uğruna gündeme taşırsınız. Bu kavganızı ne yazık ki daha iyi bir yere taşımaz. Bırakın geçmiş geçmişte kalsın.
5) Diyelim ki partnerinizin değiştirmesini istediğiniz bir davranışı var. Aylardır, yıllardır bu davranışın değişmesini bekliyorsunuz. Sonunda eşiniz bunun için bir adım attı. Peki siz ne yapıyorsunuz? ‘’Geçti Borun pazarı sür eşeğini Niğde’ye .. Bunu zamanında yapacaktın artık çok geç.’’ Bu partnerinizin motivasyonunu mahveder. Onun değişime olan arzusunu kırar. Oysaki bunun yerine ‘’Bunca zamandır değişmeni bekliyorum, bunun için bir adım atmış olman beni sevindiriyor’’desek daha motivasyonel yaklaşmış olmaz mıyız?
6) Bir sorun varsa mutlak suretle onun sebebi SENSİN! Ben sütten çıkmış ak kaşığım bütün suç sende! Sürekli olarak partnerinizi suçlamak onu kızdırmaktan başka hiçbir işe yaramayacaktır. Bir kavga varsa orada 2 kişi vardır. Bütün sorumluluğu partnerinizin omuzlarına yüklemeyin.
7) İstiyoruz ki partnerimizin söylediği her şeyin bizim nezdimizde mantıklı bir açıklaması olsun. ‘’Allah aşkına bu söylediğinin bana mantıklı bir tarafını göster’’. Belki söylediği şey ona göre çok mantıklı? ‘’Bu söylediğin bana pek mantıklı gelmedi ama madem bu kadar istiyorsun peki tamam’’ diyebilmek sizce de partnerinize kendini daha iyi hissettirmez mi?
8) Niyetin partnerini anlamak, onunla bir şeyler paylaşmak onu dinlemek olsun. Daha partnerinin konuşması bitmeden çözüme yönelik önerilerde bulunmaktan vazgeç. Belki de partnerin o an sadece seninle bir şeyler paylaşmak istiyordur. Ne dersin ?
9) ‘’Beni sen böyle yaptın! Ben eskiden hiç böyle bir adam değildim’’. ya da ‘’Bende bir problem yok sorunlu olan o! O bir psikoloğa gitsin bakın her şey nasıl düzelecek. ‘’ gibi sürekli sorunu karşı tarafa yüklemek yaptığımız en büyük hatalardan biri. Hatalardaki sorumluluğunuzu üstlendiğiniz zaman çözüme daha kolay ulaşacağınız kesin. İlişkilerinizde, bahsettiğim bu iletişim hatalarından mutlaka vardır. Bunları düzeltmeye yönelik bir adım attığınızda ilişkinizde gözle görülür değişiklikler olduğunu fark edeceksiniz.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

Sorunlu ilişkiler ve Cinsellik

Günümüzde çiftler ilişkinin her evresinde, gerek flört gerek nişanlılık gerek evlilik olsun problemler yaşıyor. Çiftler bu sorunları ilişkinin bazı evrelerinde görmezden geliyor ve üzerine konuşulmayan sorunlar ilerde çığ gibi üstlerine yıkılıyor.

Bu sorunlar partnerlere sorulduğunda genelde beni anlamıyor, benimle ilgilenmiyor, hep ailesinden taraf oluyor şeklinde çoğalabiliyor. Kimse cinsellik üzerine konuşmaya yanaşmıyor. Maalesef ki cinsellik bize küçük yaşlardan itibaren ayıp günah konuşulmaz olarak öğretildi. Dolayısıyla bu kemikleşmiş yapıyı kolay kolay hiçbirimiz kıramıyoruz ve temeli aslında cinsellik olan sorunlarımızı başka sorunlar yaratarak çözmeye çalışıyoruz ve çoğu zaman da çözemiyoruz.

Cinsellik nedir? Doğru cinsellik nasıl olmalıdır? Cinsel sorunlar nelerdir? Çoğumuz bu konuda çok doğru bilgilere sahip değil ne yazık ki.

Peki cinselliğin ilişkimize etkisini hepimiz biliyor muyuz? İyi bir cinsellik ilişkimizi 10 üzerinden 1 etkilerken kötü bir cinsellik ilişkimizi yıkacak kadar büyük bir etkiye sahip, yani 10 üzerinden 9. Evet yanlış duymadınız! Bu sorun ilişkinizin sonu bile olabilir. Kastettiğim şey kısa süreli bir cinsel sorun değil elbette. Bazen stres, ölüm, ekonomik sorunlar gibi nice sebepten ötürü cinselliğimiz kötü etkileniyor olabilir bu çok normal. Ama sorununuz senelerce sürüyorsa ve bunu bir sorun olarak görüp tedavi adına bir şeyler yapmıyorsanız EYVAH, ALDATILDINIZ!

Kadınlar da erkekler de hayatları boyunca hazzı ararlar, bu haz arayışının bir sonu yoktur hep daha fazla haz isterler ve eninde sonunda partnerinde bulamadıkları hazzı başkalarında aramaya başlarlar. Çözülemeyen cinsel sorunların tek belirtisi aldatılma değil elbette. Hazza ulaşamayan partner eşine karşı bir öfke beslemeye başlar, bu öfke ilişkiyi günden güne içinde yaşanılamayacak bir hale getirir ve kötü giden bir ilişkide cinsellikte daha da kötüye gider ve gördüğünüz gibi kısır bir döngü oluşur.

Cinsellik te su içmek, yemek yemek ve uyumak kadar önemli bir ihtiyaç. Düşünün ki 20 saattir su içmediniz o kadar susadınız ki karşınızda bir bardak buz gibi bir su duruyor ama karşınızda ki kişi suyu içmenize izin vermiyor. Karşınızda ki kişiye karşı ne hissedersiniz? Öfke! Kötü bir cinsellikte sizi su içmenize izin vermeyen kişi gibi  kızdırır o orda duruyordur ve içemiyorsunuzdur. O yüzden problemlerinizi görmezden gelmeyin, kendi ilişkinizin katili olmayın.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin

Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

Geç Boşalmanın Nedenleri

Erken boşalmaya nazaran daha az görülen geç boşalmanın stres, gerginlik, suçluluk, mükemmelliyetçilik gibi birçok nedeni var ve her ne kadar herkesin istediği bir şeymiş gibi görünse de bu durumdan rahatsız olan ve ilişkisi bozulan birçok erkek var. Geç boşalmada erkekler bazen hiç boşalamamakta ya da sadece mastürbasyon yoluyla boşalabilmektedir ve boşalabilmek için 30 dakikadan fazlasına ihtiyaçları vardır.

Gelelim cinsel işlev bozukluklarında erkeklerde orgazm bozukluğu kategorisine giren geç boşalmanın nedenlerine..

Katı dini kurallar
Kadınlara karşı cinsel isteksizlik
Cinsel travmalar
Aşırı kontrolcü kişilik yapısı
Hamile bırakma korkusu
Kişinin partnerine karşı öfke ve nefret beslemesi
Anneden ayrılamayan ve dolayısıyla partneriyle sağlıklı bir bağ kuramayan kişiler
Bazı ilaçların kullanımı (antidepresanlar)
Parkinson hastalığı, aşırı alkol kullanımı, yüksek kan şekeri
Cinsellik saatlerce sürmeli, ikimizde aynı anda orgazm olmalıyız gibi cinsel mitler de kişiyi geç boşalmaya itiyor.

Tedavisi: Sevişmenin verdiği hazza odaklanın, hedef odaklı olmayın, partnerinizle cinsel fantezilerinizi paylaşın. Boşalma odaklı olmamak zevki arttıracağı için boşalmayı kolaylaştırır. Tanı ve tedavi için deneyimli bir cinsel terapiste danışın.

İlişkilerde Tartışma Becerisi

Hiç şüphesiz ki birçok ilişkinin bitmesine sebep olan bir problemdir tartışma becerisinin olmayışı. Becerinin yokluğunda hem romantik hem sosyal ilişkilerde devamlılık neredeyse olanaksız. Bu yazımda romantik ilişkiye verdiği tahribattan ve becerinin kazanılmasından bahsedeceğim.

İlişkinin birçok gereksinimi var. Sevgi, ilgi, şefkat, sadakat, cinsellik, İLETİŞİM. Saymakla bitiremeyiz fakat bunların karşılanması ve devamlılığı için de iletişime ihtiyacımız var. Peki her iletişim sağlıklı mıdır? HAYIR. Benim ilişki terapilerinde en sık gördüğüm, ilişki kurmaya çalışan partnerlerin haklılık savaşıyla biten kavgaları ve tabi karşılanamayan istekleri.

İlgi istiyoruz ama bunu isterken ya yargılıyoruz ya kıyaslıyoruz ya da ilgiyi betimlemiyoruz. Cinsellikten memnun değiliz ya her seferinde bahane bulup cinsellikten kaçıyoruz ya kavga kıyamet istemiyorum deyip kestirip atıyoruz ve çözüm adına hiç yardımda bulunmuyoruz. Tabi bunun gibi nice örnek yüzünden çözülmeyen problemlerimiz evliliğimizi neredeyse boşanma yoluna götürüyor. Peki iletişimimizi nasıl sağlıklı bir hale getirebiliriz? Tartışmalarımızda nasıl davranabiliriz?

Açık iletişim daimi hedefimiz bi kere. Partnerimiz ilgi göstermedi diye surat asmak, onu mutsuzluğumuzla cezalandırmak ne zamandan beri istediğinize kalıcı çözüm oldu? İstediğimiz şeyleri kalıcı olarak elde etmenin yolu maalesef oradan geçmiyor ve tabii haklı olmaktan da. Peki ilişkinin iyiliği ve tabii kendi iyiliğiniz için tartışmalarınızı nasıl sürdürmelisiniz?

Öncelikle tartışmanızın amacı haklı olmak değil çözüm bulmak olmalı, onu hırpalamak değil ona kendinizi duygularınızı ve isteklerinizi anlatmak olmalı. Dayatmadan uzak, bencil olmayan yargılamayan, yüksek ses olmayan bir üslup olmalı. Önce anlatmalı .. ”Uzun zamandır kendimi değersiz ve sevgisiz hissediyorum belki sende yoğun ve zor bir dönemden geçiyor olabilirsin ama eve gelip saatlerce telefonda oyun oynaman bana kendimin sohbet etmeye değer olmayan biri olduğumu düşündürüyor. Halbuki eve geldiğinde halimi hatrımı sorsan, günümün nasıl geçtiğini merak etsen, sonra birlikte bir film izlesek, bazı zamanlar bana hiç beklemediğim anda beni özlediğini söylesen, beraber romantik yemekler organize etsek ben kendimi daha değerli hissederim.” Burada duygumuzdan bahsettik, onu yargılamadık, incitmedik ve bir çözüm önerisinde bulunduk.

Her tartışmanızda önce dinleyin, konuşması bittikten sonra onu anladığınızdan emin olun sonra kendinizi anlatın ve en son ortak bir çözüm yolu bulup tartışmayı sonuca kavuşturun. Unutmayın çözüme kavuşmayan sorunlar tekrar tekrar gündeme gelecektir.

Sertleşme Bozukluğunun Nedenleri ve Tedavisi

Sertleşme Bozukluğu

Sertleşme bozukluğuna sahip kişiler bir cinsel aktiviteyi başlatacak ve sürdürecek yeterli ereksiyona sahip değillerdir. Her erkek hayatının bir döneminde ereksiyon sorunu yaşayabilir, bu gayet olağan bir durumdur. Fakat bu durum cinsel birleşmeyi sık sık engelliyorsa tedavi kaçınılmazdır.

Sertleşme bozukluğunun birçok nedeni vardır.

Nedenleri

1) Stres, maddi sorunlar, eşler arasındaki anlaşmazlıklar, kişinin baskı altında hissetmesi, performans kaygısı, eşin hamile kalmasından korkuyor olmak,ruhsal sorunlar, cinsellikle ilgili yanlış inançlar.
2) Erken boşalma, cinsel isteksizlik ve orgazm sorunları
3) Aşırı sigara, alkol ve madde kullanımı
4) İlaçların yan etkisi
5) Tansiyon, şeker, böbrek, akciğer gibi kronik hastalıklar

Tedavisi

Öncelikle sertleşme bozukluğunun sebebinin araştırılması gerekir. İlk aşamada bir üroloğa gidebilir ve psikolojik kökenli mi yoksa başka bir nedene mi bağlı öğrenebilirsiniz. Daha sonrasında eğer hormon bozukluğuna bağlı bir sertleşme bozukluğu var ise ilaç desteği ile tedavi alabilir fakat psikolojik kökenli ise uzman bir psikolog ya da psikiyatristten cinsel terapi ile tedavi olabilirsiniz.

Vajinismusun Nedenleri ve Tedavisi

Alt periner kasların kişinin iradesinden bağımsız olarak cinsel birleşme öncesinde istemsiz bir şekilde kasılarak penis-vajina birlikteliğinin yani koitusun tamamen imkansız hale gelmesi durumuna ‘‘Vajinismus’‘ diyoruz.

Bu kişilerin 3 tip korkusu vardır

1. Oraya hiçbir şekilde hiçbir şey giremez.
2. Oraya başkasına ait olan bir şey giremez.
3. Oraya penis giremez korkusu.

Her 10 kadından 1 i ağrılı cinsel işlev bozukluğu yaşıyor.

NEDENLERİ

Ana neden cinsel bilgi eksikliği.
Abartılmış ilk gece deneyimleri. (Kadının kan kaybından öleceğinden korkması)
Kızlık zarı ile ilgili abartılı inanışlar. (Kızlık zarının korunması gerektiği)
Cinselliğin konuşulmadığı ayıp, yasak günah diye nitelendirildiği ortamlarda yetişmek.
Ödipal çatışma. (Yani kişinin partnerinin kişiye abisiymiş, babasıymış gibi gelmesi.)
Hamile kalma korkusu.
Cinsel travmalar. (Taciz, tecavüz)
Cinselliğin pis ve kötü olduğuna dair inanışlar.
Eşler arası ilişkisel problemler. (Statü farkı)
Eşe duyulan öfke, nefret ya da kişinin zorla evlendirilmiş olması.
Takıntılı ve obsesif bir kişilik.

TEDAVİSİ

Kişinin sorununun organik mi psikolojik mi olduğunu anlamak için öncelikle bir jinekolog muayenesi olması gerekir. (sorun genellikle psikolojiktir). Daha sonra alanında uzman bir cinsel terapistten eşi ile birlikte giderek cinsel terapi alması gerekir. Bu terapiler çoğunlukla yapılandırılmıştır ve %99 kişi tedavi sonunda sağlıklı bir cinsel yaşantıya kavuşur.

Seksüel Performans Anksiyetesi

Cinsellik hepimizin hayatında oldukça önemli bir yere sahip. Hepimiz bunu yaşarken keyif almaktan yanayız. Fakat seksüel performans anksiyeteniz varsa durum maalesef böyle olmuyor. Bu anksiyeteye sahip kişiler keyif almaktan çok nasıl göründüğü ile ilgileniyor. Sürekli bunu düşündükleri için artık seksten kaçar hale bile gelebiliyor. Cinsellik sadece fiziksel bir reaksiyondan ibaret değildir uyarım emosyonlarınıza da bağlıdır. Eğer zihniniz cinselliğe odaklanamayacak kadar stresliyse bedeninizde maalesef heyecanlanmayacaktır.

Seksüel performansınızı etkileyecek bir çok farklı kaygı türü vardır.
Partnerini tatmin edememe korkusu.
Kilolu olma hakkındaki endişeler.
İlişkideki problemler.
Penis boyu ile ilgili endişeler.
Erken boşalma kaygısı.
Kadınlarda orgazm olamama endişesi.


Zihnimizin tahrik olmamız üzerindeki etkisi oldukça büyük. Cinsel açıdan oldukça çekici bulduğunuz biriyle bile olsanız partnerinizi memnun edemeyeceğinize dair bir endişeniz varsa bu durum imkansız hale gelebilir. Erkeklerde stres hormonlarının etkilerinden biri de kan damarlarının büzülmesidir. Penise giden az kan ereksiyonu zorlaştırır. Kadınlarda ise vajinal kuruluğa sebep olur, bu da ilişkiye girmeyi zorlaştırır. Anksiyete hem kadının hem erkeğin cinsel arzusunu söndürebilecek kadar etkilidir. Performansınız hakkında endişeleniyorsanız, sevişmeye konsantre olamazsınız bu yüzden uyarım gerçekleşse bile ne yazıkki orgazm olamazsınız. Eğer sizin de seksüel performans anksiyeteniz varsa alanında uzman bir cinsel terapistden destek alınız.

Cinselliğin Gereksinimleri

Nefes almak, beslenmek, uyumak kadar gerekli olan cinselliğin birçok gereksinimi vardır. Bu gereksinimler çoğu kişi tarafından ne yazık ki bilinmez ve karşılanmadığı için de cinsel işlev bozuklukları ortaya çıkar.

Cinsel bilgi, bu gereksinimlerin başında yer alır. Pis, ayıp, yasak, ağrılı gibi birçok cinsel mit sayabilirim size. Bu cinsel mitler birleşmeyi ya olanaksız hale getiriyor ya da sağlıksız bir cinsel ilişkiye sebep oluyor. O yüzden ilk cinsel bilgiyi kimden aldığımız önemli.

Cinsellik kendi içinde bir organizasyon ister. Bu yüzden nerede, ne zaman, kiminle seviştiğin önemlidir. Kendinizi rahatsız hissettiğiniz bir yerde ve zamanda sex yapamazsınız çünkü sex kendisinden başka bir şeye odaklanılmasından hoşlanmaz ve keyif almamanıza sebep olur. Partner seçimi önemli çünkü uyarılma önemli. Yeterli uyaran vermeyen bir partneriniz varsa cinsellikten keyif almanız pek de mümkün değil. O yüzden cinselliğin sağlığı için açık iletişim önemli. Nerelerden keyif aldığınız, hangi pozisyonu sevdiğiniz, neleri sevmediğiniz partnerinize açık bir dil ile anlatılmalı. Partnerinizle cinsellik dışındaki ilişkinizinde sağlıklı olması gerekir çünkü partnerine karşı öfke, kin besleyen birinin cinsellikten keyif almasını bekleyemeyiz. O yüzden önce romantik ilişkinizdeki sorunları çözün ki cinsel ilişkiniz sizin için daha sağlıklı bir hal alsın.

Cinsel istek bize bir ömür eşlik eder tabii bazı durumlarda bastırılır ve istek bozukluğuna yol açar ama bunun dışında çok uzun süre hayatımızda yer alır. Bu yüzden de cinselliği monotonluktan kurtarmak gerekir. Bir ömür deneyimleyeceğiniz bir şeyi sürekli aynı kısır döngünün içinde yaşamanız demek sağlıksız bir cinsel ilişki demek. Fanteziler, seks oyunları cinsel ilişkinin olmazsa olmazları. Cinselliği heyecanlı hale getirmek için üretken olmalısınız.

Partnerimize karşı sexapelitemizi korumamız şart. O yüzden öz bakımınız, giyiminiz, üslubunuz özenli olmalı.

Hedefiniz birleşmek ya da boşalmak değil keyif almak olmalı. Çünkü bu hedefler sizde kaygı yaratabilir, ya da ana odaklanamadığınız için keyif alamamanıza sebep olabilir. Dokunmak ve dokunulmanın keyfine varın.

Filofobik misiniz?

Hemen hemen dünyada herkesin hayali olan o büyük aşk bazen bazıları için oldukça korkutucu olabiliyor. Bu kişiler aşık olmaktan korkuyor ve endişeye kapılıyor. Kişinin yaşadığı bu duruma filofobi deniyor. Filofobik olan bu kişiler diğeriyle sevgi dolu bir bağ kurmaktan kaçınırlar hatta gerekirse bunun için kendilerini toplumdan izole ederler. Peki buna sebep olan şey nedir ve belirtileri nelerdir?
Filofobinin belirtileri
Bu kişiler aşık olmaktan ve bir ilişkiye başlayacak olmaktan aşırı derecede korkarlar.
Hislerini mümkün olduğunca bastırmaya çalışırlar.
Çiftlerin olduğu ortamlardan kaçınırlar. Sinemalar ve parklarda bulunmazlar.
Evlilikten kaçınırlar ve başkalarının düğün törenlerine katılmazlar.
Herhangi birine aşık olurum korkusuyla kendilerini toplumdan izole ederler.
Aşk ve romantizme dair bir şeyle karşı karşıya kaldıklarında baygınlık geçirebilirler.
Filofobinin nedenleri
Kişinin daha önceki ilişkilerinde yaşamış olduğu travmatik olaylar kişinin aşktan korkmasına neden olabilir ya da bir başka kişinin ilişkisinde yaşadığı başarısızlığa şahit olmuş olması kişinin aşkla ilgili endişelenmesine neden olabilir.
Kültür de bu nedenlerden bir tanesidir. Hepimizin de bildiği gibi bazı kültürler de evlilik öncesi ilişki yaşamak kesinlikle ayıp ve günahtır ve böyle bir ilişki içerisine girdiklerinde cezalandırılırlar. Bu baskı insanlarda öfke ve korku yaratabilir.
Kişinin depresyonda olması da kişinin aşktan korkmasının sebeplerinden biridir. Depresyondaki kişinin özgüveni zedelenmiştir ve bir başkasıyla ilişki yaşama özgüvenini kendilerinde bulamazlar. Kendilerine güvenmezler ve kendilerini insanlardan izole ederler.
Bu kişiler ne zaman bir psikologa başvurmalılar?
Eğer yukarıda bahsetmiş olduğum belirtiler 6 aydan fazla sürdüyse ve rutin hayatınızı bozuyorsa bir psikologdan destek almalısınız.