Othello Sendromu Nedir?

Adını Shakespearein Othello adlı eserinden alan othello sendromu sevdiğini hastalık derecesinde kıskanma durumudur. Günümüzde 3.sayfa haberlerinde sık rastladığımız kıskançlık cinayetlerinin sebebi olan othello sendromu tedavi edilmediğinde kişiler için tehlike oluşturan bir durumdur. Peki othello sendromu nedir, belirtileri nelerdir? bir bakalım.
1. Aşırı derecede her şeyden ve herkesten kıskanma. Giyilen bir bluzden, ses tonundaki farklılıktan, bir telefon konuşmasından bile aldatıldığını düşünen kişi her fırsatta eşinin telefonunu karıştırır sürekli olarak onu kontrol altında tutmak ister, ona ulaşamadığında kafasından onlarca senaryo geçer ve kafasından geçen senaryolar için delil aramaya başlar.
2. Kısıtlama. Partnerinin onsuz bir yere gitmesini istemez, sosyal hayatına, arkadaş çevresine karışır. Her fırsatta kendini onun yanında bulur. Evden çıkmasını ve başkalarıyla görüşmesini engellemeye çalışır hatta gerekirse bunun için şiddete bile başvurur.
3. Aldatılmaktan aşırı derecede korkma.
4. Partnerine kendini değersiz hissetmesi için sürekli hakaret etme.
5. Kontrolsüz ve aşırı tepki. En ufak bir şeyde bile (perdenin açık olması gibi) aşırı şüphe duyup aldtıldığını düşünen kişi partnerini sorguya çekip hırpalayabilir.
Peki othello sendromunun sebebi nedir?Çeşitli araştırmalar beynin sağ frontal lobunun düzgün çalışmamasının othello sendromuna neden olabileceğini öne sürüyor. 
Eşinin onu aldattığını düşünen kişi elinde hiçbir kanıt olmaksızın aldatıldığını kanıtlamak için sürekli bir arayış içindedir. Gerekirse onu takip eder ama aklından geçenleri ispatlayana kadar asla durmaz.
Bu rahatsızlığın tedavisi için ilk önerilen psikiyatrik tedavidir. Tedaviye ek olarak psikoterapi ve çift terapiside gidişatın düzelmesi için faydalı olacaktır.

Sevgilerle
Uzman Klinik Psikolog Gülçin Keskin
www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Instagram; psk.gulcinkeskin

Lohusa Sendromu Nedir? Belirtileri ve Tedavisi Nelerdir?

Doğum yapan kadınların birçoğunda lohusa sendromu görülür.Peki lohusa sendromu nedir?
Lohusa sendromu doğum sonrasında görülen, birkaç gün içerisinde başlayan ve 7-10 gün arasında düzelen bunaltı, sıkıntı, sinirlilik hali, ağlama nöbetleri, çabuk sinirlenme, unutkanlık ve birçok semptomu içeren bir dönemdir . 
Lohusa sendromunun belirtileri;Uykusuzluk ya da aşırı uyku haliSevilmediğini düşünmeYorgunlukİştahsızlık ya da aşırı iştahHayattan zevk alamamaBebeğe zarar verme korkusu
Lohusa sendromunda aileye düşen görevler;Anne kötüleşen ruh halinden dolayı çocuğunu sorumlu tutmaktadır bundan dolayı çocuk bu süreçten bilişsel ve davranışsal olarak olumsuz etkilenir. Bu yüzden bütün gebeler düzenli olarak gebelik takiplerini yaptırmalıdır.
Eğer herhangi bir depresyon riski varsa erken tanı tedavi için oldukça önemlidir. Lohusalık sendromunda çevrenin desteği, özellikle eşin desteği oldukça önemlidir.Annenin endişeden kurtulmasının en önemli yollarından bir tanesi kendini güvende hissetmesidir yalnız olmadığını ve her sıkıntıda eşinin ve sosyal çevrenin desteğinin yanında olduğunu bilmesi anneyi oldukça rahatlatacaktır. Lohusa sendromu döneminde anne sadece bebeğin emzirilmesi ile ilgilenmelidir onun dışında yapılacak şeylerle, bebeğin banyosu bezinin değiştirilmesi vs bunlarla baba, teyze, anneanne ilgilenmelidir. Çocuğun her ağlamasında anne uyandırılmamalı, bebeğin diğer ihtiyaçları için de annenin güvenebileceği bir kişi bebeğin bakımı ile ilgilenmelidir çünkü lohusa sendromunda ki anne bebeğinin iyi olup olmadığı ile ilgili endişeye düşer.
Bu kişiler ruhsal bunalımını azaltmak için yürüyüşe çıkmalı dışarıda arkadaşlarıyla buluşmalı ya da anne olan diğer kişilerle toplanıp sohbet etmeli hatta internet üzerinden anne blokları okumalıdır. Ayrıca doktor tavsiyeleri edinmek annenin endişesini hafifletecek ve kendini daha iyi hissetmesini sağlayacaktır. Annenin bebeği haricinde kendine de zaman ayırması ve sosyalleşmesi gerekir. Aynı zamanda eşiyle geçireceği özel zamanlara da ihtiyacı vardır.Lohusa sendromu altı haftalık bir dönemi içerir eğer ki bu dönemden sonra hasta iyileşemiyorsa psikolojik bir destek alması şarttır çünkü bu daha sonrasında depresyona hatta intihara bile yol açabilir.

Instagram: psk.gulcinkeskin
Website: www.gulcinkeskin.com.tr
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr

Beslenme ile Depresyondan Kurtulmanın Yolları

Depresyon kişinin kendini mutsuz, değersiz, huzursuz, çaresiz hissetmesi durumudur. Depresyondaki kişi daha önceden yaptığı şeylerden zevk almamaya başlar. Kendisine ve çevresine karşı ilgisizleşir. 
Zaman zaman hepimiz kendimizi mutsuz, değersiz ve çaresiz hissederiz. Bu demek değildir ki depresyondayız. Kişinin kendisine depresyondayım diyebilmesi için bu duyguları en az 2 hafta boyunca her gün hissediyor olması gerekir ve bu duygular kişinin işlevselliğini bozuyor olmalı.
Gelelim depresyonun nasıl medyana geldiğine. Yaşanılan sorunlar çoğu zaman ruh halimizi bozuyor, bozulan ruh halimiz kimyamızı bozuyor dolayısıyla mutlu olmamızı sağlayan dopamin, nörepinefrin ve serotonin gibi çeşitli nörotransmitterlar de bozulmalar meydana geliyor ve depresyona giriyoruz. 
Peki beslenme açısından depresyonun nedenleri nelerdir?Omega-3 oranı düşük olan kişilerde depresyon sık görülmüştür ve omega-3 yağ asidi verilmiş kişilerde depresyon oranının %48 oranında düştüğü görülmüştür. 
Depresyon-Kolesterol Kolesterolu düşük olan kişilerin serotonin seviyeleri de düşüktür. Kolesterol eksikliği, serotonin metobolizmasını bozar ve kişinin depresyona girmesine yol açar.
Depresyon ve İnositolÇeşitli araştırmalarda depresyonda olan kişilerin inositol seviyesi düşük bulunmuştur. Depresyonda olan kişilerin günde 12 g inositol alması durumunda depresyonda bariz düzelmeler görülmüştür. İnositolun bulunduğu yiyecekler; buğday tohumunda, muzda, karaciğerde, kahverengi pirinçte, yulafta, kuru yemişlerde, kuru üzümde ve sebzelerde bulunur.
B12 Vitamini ve DepresyonB12 vitamini yetersizliği olanlarda en az iki kat fazla depresyon riski vardır. Peki hangi besinlerde B12 vitamini vardır? Balık yumurtası B12 açısından en zengin besindir. Kuzu ciğeri, kaz ciğeri, dana ciğeri de B12 vitamini açısından oldukça zengin besinlerdir. B12 bakımından zengin diğer ürünler; Yağsız yoğurt, yağsız süt, tam yağlı yoğurt ve süt, tavuk karides, geyik eti, deniz yosunu, maya ve sakatat.
Depresyon ve B6 VitaminiDepresyonlu hastaların birçoğunda B6 vitamini düşüktür ve vitamin tedavisine olumlu cevap verirler. B6 vitaminin bulunduğu besinler; pirinç, buğday, kurutulmuş bitkiler ve baharatlar, antep fıstığı, sarımsak, ciğer, ay çekirdeği, susam, balık ve fındık.
Selenyum ve Depresyon Selenyum seviyesi düşük olan kişilerde depresyon görülmüştür. Günlük 60-220 gr selenyum alımında depresyon semptomları düzelmiştir. Selenyumun bulunduğu besinler; Yumurta, mantar, esmer pirinç, yulaf, soğan, istiridye, sarımsak, tahıllar. 
Çinko ve DepresyonDepresyonu olan kişilerin önemli bir bölümünde çinko düzeyleri düşük bulunmuştur. Çinko düzeyleri düştükçe depresyonun derecesi de artmaktadır. Çinko az da olsa günlük alınması gereken mineraller arasındadır. Alınması gereken miktar yaş grubuna göre değişiklik gösterir. Çinko bakımından zengin olan besinler; Ispanak, kuzu ve sığır eti, mantar ve susam çinko bakımından zengin besinler arasında ilk sıralarda gelmektedir.
Demir ve DepresyonDemir dopamin sentezi için gereklidir. Demir eksikliği olanlarda depresyon sıktır ve demir tedavisi ile düzelir. Demir açısından zengin besinler; Sebze (ıspanak, bezelye, brokoli) Tahıl (tam buğday ekmeği, mısır, yulaf) Meyve (çilek, karpuz, incir) diğer besinler (soya peyniri, domates, mercimek, fasulye) .
Magnezyum yetersizliği ve DepresyonMagnezyum yetersizliği depresyondan psikoza çeşitli psikiyatrik semptomlara neden olabilmektedir. Ağır şiddetli magnezyum eksikliğinde depresyon görülmektedir. Magnezyum seviyesinin arttırıldığında depresyonda iyileşmeler görülmüştür. Magnezyum bakımından zengin besinler şunlardır; Ispanak, kabak çekirdeği, yeşil fasulye, soya fasulyesi, susam, ay çekirdeği, siyah fasulye, kaju .
Depresyon-ProbiyatikDepresif hastaların birçoğunda sindirim sorunları vardır. Probiyatikler sindirim sorunlarının giderilmesine yardımcı olurlar. Kefirin depresyonu azaltıcı etkisi vardır bunun yanı sıra probiyatik bakımından zengin olan birçok besin vardır; yoğurt, kefir, salatalık ve lahana turşusu, keçi sütü, ayran, kombu çayı, bitter çikolata şalgam, sirke, nar ekşisi ve boza gibi..
D vitamini ve DepresyonGüneşe maruz kalma derecesi ile serotonin düzeyleri arasında pozitif bir korelasyon saptamıştır. D vitamini tedavisi alan hastalarda depresyon hızla düzelmektedir. Düşük D vitamini düzeyi kronik yorgunluğa ve depresyona yol açabilir. D vitamini eksikliğini güneşin yanı sıra şu besinlerden elde edebilir; Peynir, tereyağı, yağlı balıklar (somon, uskumru ve ton balığı) istiridye, balık yağı, yumurta ve patates.
Melatonin ve DepresyonDüşük dozlarda melatoninin kış depresyonundaki semptomları hafiflettiği görülmüştür.  Melatoninin major depresyonu olan hastaların uyku bozukluklarında da yararlı olduğu gösterilmiştir. Melatonin depresyonu artırma etkisi de olabileceğinden dikkatli (hekim kontrolü altında) kullanılması gerekir. Peki hangi besinler melatonin bakımından zengindir? Kızılcık, vişne, papatya, anason, ceviz, badem ve fındık.
Besin alerjisi ve DepresyonBesin alerjileri çeşitli mental bozukluklara ve depresyona yol açmaktadır. Geleneksel depresyon tedavisine cevap vermeyenlerde besin alerjilerinin olup olmadığı araştırılmalıdır.

Instagram.com/psk.gulcinkeskin
Mail: bilgi@gulcinkeskin.com.tr
Website: www.gulcinkeskin.com.tr

Hayır Diyememek

Birçoğumuz çoğu zaman yapmak istemediğimiz şeylere evet demek zorundaymışız gibi hissediyoruz. Bunun nedeni; karşımızdakini kırmaktan korkmak, sert tepkiler almaktan çekinmek, dışlanacağını ve sevilmeyeceğini düşünmek, kaybetmekten korkmak olabilir. Hayır diyemediğimiz şeyler bizi mutlu etmediği gibi özgüvenimizi ve özsaygımızı zedeliyor.

Peki nasıl HAYIR diyebiliriz?
Eğer sizden istenilen şeyi yapmak için vaktiniz yoksa, bu aralar üzerinde çalıştığınız başka konular olduğunu ve bundan dolayı sizden istenilen şeyi yapamayacağınızı söyleyin. Gerekirse çalıştığınız konu ile ilgili detay verin.

Bir şeye hayır demek illede birini kırmak manasına gelmez. Kibarca, bunu yapmak isterdim ama maalesef bunun için yeterli zamanım yok diyebilirsiniz.

Evet ya da Hayır demeden önce bunu düşünmek için karşınızdakinden biraz zaman isteyebilir, daha sonra kararınızı ona bildirebilirsiniz.

Bu konuda sana yardım edecek doğru kişinin ben olduğumu sanmıyorum. X kişisi bu konuda benden daha bilgili eminim sana benden daha çok fayda sağlayacaktır diyebilirsiniz.


Cesur olun. Hayır demek her zaman korkunç tepkiler almak demek değildir. Doğru kelimelerle kendimizi ifade ettiğimizde, aldığımız tepkinin beklediğimiz tepkinin yarısı kadar bile olmadığını gördüğümüzde hayır diyebilme becerimiz artacaktır.